Zaten, insan ister üniversite öğrencisi, ister mağazada tezgâhtar, ister kadın olsun ister erkek yirmi yaşlarında herkese bir şok gibi gelir -yaşlıların dünyası- olduğumuz şeyin önünde öylesine kara bir heyula gibi yükselir ki; gerçekliğin önünde; kırların ve Byron’ın; denizin ve deniz fenerinin; sarı dişli koyun çenesinin; gençliği öylesine katlanılmaz kılan o inatçı, önüne geçilmez inançlılığın -“Ben neysem oyum, ve o kalmaya niyetliyim,” bütün bunlar hiçbir biçime sokulamaz, meğer ki Jacob biçimini kendisi bulsun.

-Virginia Woolf, Jacob’un Odası (Oğlak Yay. s.46)

No Comments

Leave a Reply