MENÜ

Sziget Festival IV: Enter Shikari, Cankisou, Leningrad

05-csudai

[Fotoğraf: Csudai Sándor] 

Budapeşte’deki 5. festivaldeki 4. günümde artık sıcağa, sürekli elimde 1,5 litrelik su şişesiyle gezmeye, dikkatimin aynı anda onlarca etkinlik arasında bölünmeye çalışıp iflas etmesine alışmıştım. Nick Cave ve Blur sonrası dünya pamuk gibi, insanlar birbirinden şeker geliyordu. Şehre ise çoktan aşık olmuştum ve İstanbul’a dönüşün yaklaştığını düşünmek mutsuz olmama yetiyordu. Kafamdan düşünceleri silkeleyip tepinmek için ilerledim Enter Shikari’nin çaldığı ana sahneye doğru.

Enter Shikari

02-csudai

[Csudai Sándor]

İşte her festivalin line-up’ında olması gereken türde bir grup. Yaptığı post-hardcoredubstepica ile güneş tepede ne kadar kuvvetli parlarsa parlasın insanı dans etmekten helak olacak hale getiriyor İngiliz beyler Enter Shikari. Vokal Rou Reynolds’ın atlamalı zıplamalı, sahneden inip kamyonet tepesine tırmanmalı performansı karşısında heyecanlanmamak mümkün değil ki ben de kendimi yerden yere vuruyorum. Enter Shikari ana sanede büyük bir kalabalığa çalıyor ve alandaki tansiyonu gözle görülür biçimde artırıyor. Enter Shikari gibi gruplar festivallerde güneş ve alkolün yorgunluğuyla mayışan kalabalıkları tokatlayıp kendine getirmek için birebir. Konserin tamamını buradan izleyebilirsiniz. 

Cankisou

03-botondmarton

[Botond Márton] 

World Music sahnesinde Çek grup Cankisou’ya denk geliyorum. Tanıdık rock enstrümanlarının yanına Hint-Pakistan bölgesinden geleneksel çalgıları katıp Asya etkili bir rock yapıyorlar. Kendi ülkelerinde oldukça tanınan bir grupmuş, Sziget’e de 2. kez katılıyorlar. Tesadüfün iğne deliği, konserin sonuna doğru “Çok sevdiğimiz bir Türk şarkısı çalacağız” deyip Oya-Bora’nın Sevmek Zamanı’nı cover’lıyorlar. Festivalin güzel sürprizlerinden biri olarak hafızada yer ediyor. Cankisou’yla tanışmak için şuraya buyrun. 

06-botondmarton

[Botond Márton]  

Her gün ana sahnenin önünde düzenlenen tematik mini-partilerden en eğlencelisi Color Party oluyor. Görevliler kalabalığa poşet poşet gıda boyası dağıtıyor ve Prodigy’den Smack My Bitch Up duyulduğunda herkes boyaları birbirine fırlatıyor. Ortalığı bir renk fırtınası kaplıyor. Havada uçuşan toz boyalar saçlarımızı, yüzümüzü, giysilerimizi rengarenk boyuyor ama kalıcı değiller. Biraz silkelenince geçiyorlar. Buradaki festivallerde de görmek istediğimiz hareketler bunlar. Color Party’nin nasıl bir şey olduğunu şuradan izleyebilirsiniz. 

Leningrad

04-botond

[Botond Márton] 

Rusya’nın bir düzine manyaktan oluşan meşhur ska grubu Leningrad’ı hak ettiği gibi sarhoş vaziyette karşılıyoruz. Bu durumun tek sorumlusu festivalde kendi adıyla bir sahneye de sahip olan Yeni Rakı. Günlerdir bira ve cider içen bünyeler Yeni Rakı’nın Macar halkıyla kucaklaşma çalışmaları kapsamındaki rakı sofrasına çökünce, haliyle kendini durduramıyor. Buranın kavunu da iyiymiş, peyniri şöyle alalım, konserden önce de bir ufak açalım derken GriZine ekibiyle birlikte en az sahnedekiler kadar saçma sapan bir grup insan, yığılıyoruz World Music sahnesine. Türkiye’de olsa “Sevgilime çarptın, ayağıma bastın, üstüme içki döktün, kafama düştün” diye bin bir türlü sıkıntı yaşayabilecekken, kendini ve etrafını kasmadan eğlenebilen Sziget seyircisi sayesinde dünyanın en berbat dans figürleri eşliğinde kayışları koparıyoruz. Tamamını buradan izleyebileceğiniz konserin daha yarısına gelmeden dalak şişiyor tabii. O kadar oynamak kolay değil. Sahnenin önündeki alan dolup taşıyor. Deli bir karnaval içinde Budapeşte’den fezaya fırlatılmış bir füzedeyiz. Leningrad, şu anda dünya üzerinde izleyebileceğiniz en eğlenceli gruplardan. Bir yerlerde denk gelirseniz sakın kaçırmayın. 

Leningrad sonrası ayaklar ve beldeki ağrılar bir yana, gecenin Tuna’ya kusarak noktalandığını tahmin etmek zor olmasa gerek. 

> Tüm Sziget yazıları için tıklayın. 

No Comments

Leave a Reply