Hanımlar Beyler, Karşınızda Jools Holland!

Müziğe adanmanın ötesinde, başlı başına müziğe dönüşmüş bir hayat Jools Holland‘ınki. 70’lerden 90’lara kadar parçası olduğu new wave grubu Squeeze, 1992’den beri BBC2’da sürdürdüğü ve yeni gruplardan yaşayan efsanelere aklınıza gelecek herkesi konuk ettiği müzik şovu Later… with Jools Holland, BBC Radio 2’da yayınlanan radyo programı, çeşitli müzisyenlerle iş birlikleri, solo ve orkestrasıyla yayınladığı albümler… 22. İstanbul Caz Festivali‘nin iddialı isimlerinden Jools Holland, big band geleneğini sürdüren geniş orkestrası Rhythm & Blues Orchestra ile 7 Temmuz gecesi Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu‘ndaydı. Üstelik konukları arasına Marc Almond‘ı da katmıştı.

imelda_may

Gecenin açılışını Dublin çıkışlı rockabilly/blues müzisyeni Imelda May yaptı. Şarkıların hikayesini anlatırkenki tavrından sahneye hakimiyetine, kostümünden saçına her şeyiyle hayranlık uyandırıcıydı. Vahşi kadınlara, yakışıklı adamlara, İrlanda’nın eski birahanelerine, kalp kırıklıklarına ve yaşamanın coşkusuna yazılmış şarkılar 1 saat boyunca yaz akşamı içinde ve bizim içimizde aktı. May, seyirciler arasında dans eden bir kız çocuğunu sahneye davet ettiğinde kopan alkış, çocuğun tüm çekingenlik ve yargılardan uzak dansının yanında bizim de öyle kaygısız, içimizden geldiği gibi davrandığımız anları kutluyordu. Seyirci Imelda May’i sevmiş gibiydi. Kendisini küçük ve kapalı bir mekanda izlemeyi de isterim.

jools_holland_01

Jools Holland ve orkestrasının sahnede yerini almasıyla seyirci de elektriklendi. Gruptaki müzisyenlerin tek tek öne çıktığı konserde caz treni boogie woogie’den ska’ya birçok istasyonda durdu. Grubundaki solistleri tıpkı TV programındaki gibi teker teker takdim eden Holland’a vokallerde Mabel Ray, Louise Marshall ve Ruby Turner eşlik etti. Özellikle Turner’ın performansına sadece şarkı söylemek demek haksızlık olur. Müzikli bir şeytan çıkarma, ruh üfleme ayini gibi tanımlamalar daha uygun.

marc_almond

Konserin en ateşli anları, İngiliz müzisyen Marc Almond’ın sahnede olduğu dakikalardı. Bir Edith Piaf, iki Soft Cell şarkısıyla geceye katkı sunan Almond, hem sesi hem dinamizmiyle etkiledi. Tainted Love, konserin en çok dans edilen şarkısı oldu.

Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nun sahnesi dışında her yerinde konser izlemişimdir. Protokolde, en arka sırada, kameraların arasında, merdivenlerde, kenardaki çimlerde ya da bilet alamadığım konserlerde kapısının önünde. Orada olmak, günlük hayatta unuttuğum o genişlik hissini duyarak konser izlemek beni hep etkiliyor. Gündüzün sıcağını unutturan gece serinliğinde yüzlerce insanla sokaklara dökülmek, Harbiye’den Taksim’e yürürken son saatleri kafamda evirip çevirmek çok güzel. Hayatımdan hiç eksik olmasın.