Finlandiya Güneşi pt.2: Geldim, Yedim, İçtim

İlk bölümün sonunda, kendimi akşam serinliğinde ısı yayan kayalar üzerinde, kemiklerimi zangırdatan bir mutlulukla dünyayı izler halde bırakmıştım. Akşam yemeği saati yaklaştığında (adada her şey saatle ilerliyor, yetiştin yetiştin, yetişemedin Pekka gözünün yaşına bakmaz) toparlanıp eve dönüyoruz.

image

image

Bize Fin usulü lezzetli yemekler hazırlayan şefimiz sayesinde votkanın ne kadar farklı biçimlerde tüketilebileceğini öğreniyoruz. Minik sprey formatındaki sade ve aromalı Finlandia’lar tam bir joker. Kanapeler, salata ve dondurmanın tadını bir adım öteye taşıyorlar. Parmak boyundaki buz gibi Finlandia spreylerini parfüm diye sıkacağız neredeyse. Şefimiz her yemeği önce anlatıyor, sonra özenle servis ediyor. Hepsinin ya sosunda votka kullanılmış, ya da üzerine spreyle sıkılmış. Ağzınızı sulandırmamak için yemeğin detaylarına girmiyorum ama frenküzümlü Finlandia (Blackcurrant) sıkılmış ekmekli dondurma aklımdan çıkmıyor.

image

image

Yemeği doğal olarak masada uzayıp giden bir muhabbet izliyor. Fince’de “şerefe” anlamına gelen “kippis” en çok duyulan söz. Bu arada Pekka’dan sarhoşluğun beş aşamasını dinliyoruz. Dünyanın en neşeli insanı olmaktan görünmez olduğuna inanıp çıplak vaziyette karlar üzerinde koşmaya uzanan bu beş seviyenin tamamını hatırlamıyorum, zira ben de “öpüjem güzel kardeşim” seviyesine ulaşmış durumdayım, Fince falan konuşmaya çalışıyorum. Hatırladığım güzel bir detay, farklı sarhoşluk derecelerine göre farklı şekillerde “şerefe” deniyor olması. Hatta sonuncusunun Türkçe meali “topuklar tavana!”. Finler çok şahane insanlar, söylememe gerek var mı bilmiyorum.

İçki sofrasından bahsederken, Gece Yarısı Güneşi’nin Finlandia için önemini de anlatayım. Finlandiya yılın büyük bölümünü karanlıkta geçiriyor, Finlandia Vodka’nın üretildiği altı sıra arpa da bu uzun ve karanlık mevsim boyunca toprakta bekliyor da bekliyor. Güneşin batmadığı o kısa dönem geldiğindeyse filizlenip, 24 saat güneşlenmenin avantajıyla hızla büyüyor ve toplanıyor. Finlandia’nın övündüğü bir diğer özellikse içinde buzullardan elde edilen kaynak suyunun bulunması. Her şeyiyle Finlandiya’ya ait bu içki, Fin geleneklerine yaslıyor sırtını. Konuklarına Fin hayatını öğretmek istemesi de bundan.

image

image

Gecenin son atraksiyonu deniz kenarında ateş yakıp sosis pişirmece. Fotoğrafta battaniyeme sarınmış, açılmayan sosis paketini gözlerimle yorarken görülüyorum. Ada Helsinki’ye tekneyle 20-25 dakika uzaklıkta. Bayağı uzun bir mesafe ama kışın adayla Helsinki arasında deniz tamamen donuyormuş ve adaya arabayla geliyormuş insanlar. Gece Yarısı Güneşi’nin sonuna yetiştiğimiz için hava kararıyor ama binlerce yıldız o kadar yakın ki, en az Güneş kadar etkileyici bir manzaranın altındayız. Çıtırdayan ateşten başka ses yok. Bir de arada bir duyulan deklanşör sesi, o kadar.

image

Ateşin başında biraz daha doyup sakinleştikten sonra ertesi günün yoğun programına enerji toplamak için yatağa yollanıyorum ve tahmin edeceğiniz gibi nefis bir uyku çekiyorum.

Finlandiya Güneşi pt.1: İnsanın Ömrü Uzar
Finlandiya Güneşi pt.3: Denizler Üstünde 20000 Fersah
Finlandiya Güneşi pt.4: Helsinki’de Gece

No Comments

Leave a Reply