Bask Soslu Dans Müziği: Crystal Fighters

Bugün burada bulunmamızın sebebi, çok sevgili kayıt cihazımın yaşam belirtisi göstermediği aylardan sonra aniden hortlamaya karar vererek keskin dişleri arasından yaz başında yaptığım bu Crystal Fighters röportajını püskürtüvermesi. Freshtival’daki performanslarından sonra kuliste Gilbert Vierich ve Graham Dickson’la gerçekleştirdiğimiz, Sebastian Pringle’ın ise koltuğa tüneyip ukulelesini tıngırdatarak eşlik ettiği bu röportajla yaz muhabbetini de tamamen kapatmış olalım.

image

İstanbul’da nasıl bir seyirciyle karşılaşmayı bekliyordunuz? Burasıyla ilgili düşünceleriniz nelerdi? 

Gilbert: Ne beklememiz gerektiğini bilmiyorduk, hiçbir fikrimiz yoktu. Karşılaştığımız şey bizim için hoş bir sürprizdi. Hava biraz daha iyi olabilirdi ama bunun dışında çok eğlendik. Sanırım seyirci de öyle. Hepimiz eğlendik.

Grup nasıl kuruldu, nasıl bir araya geldiniz?

Gil: Graham’la 2007’de İskoçya’da tanıştık.

Graham: Aslında 2005’te tanışmıştık, sonra yeniden karşılaştık.

Gil: Öyle mi? Hatırlamıyorum. Müzik yapmak için bir araya geldik. Sonra grubun kurucu üyelerinden Laure bir süreliğine gittiği Bask bölgesinden döndü. Büyükbabası henüz ölmüş ve eşyalarını ona bırakmıştı. Bize büyükbabasının yazdıklarını gösterdi, Bask kültürüne ve müziğine ilgimiz bu şekilde başladı. Bizim için çok kişisel bir şeydi. Yani “aa bak bir kitap bulduk” şeklinde değildi. Arkadaşımızın ölmüş büyükbabasının yazılarıydı ve bu yüzden onun ve bizim için anlamı büyüktü.

Sahnede enerji patlaması yaşıyorsunuz. Turne sırasında her gece aynı performansı göstermek fiziksel ve zihinsel açıdan zorlayıcı oluyor mu?

Gra: Konser öncesinde ve sonrasında zor olabiliyor ama performans sırasında her şey harika.

Gil: Sahnede gerçekten her şeyimizi müziğe veriyoruz, hiçbir şey sahte değil. Hepsi doğal olarak çıkıyor. Yani abartmamak gerek, o kadar da zor değil.

Gra: Su. Su önemli, çok su içiyoruz.

Müziğinizin bir parti soundtrack’i olmadığını söylüyorsunuz.

Gil: Değil. Sadece o değil. Aynı zamanda o, ama onun yanında başka şeyler de var. Albümümüz bizim için bir müzik yolculuğu. Canlı çaldığımızda CD’den tamamen farklı oluyor. Müziğimizden farklı senaryolar içinde zevk alınabilmesini istiyoruz. Evde tek başına ya da bir gece kulübünde. Müziğin dinleyici tarafından özgürce yorumlanması gerektiğine inanıyorum. Onu nasıl sindireceği dinleyicinin kararı olmalı.

Nelerden ilham alıyorsunuz?

Gil: En çok ilham aldığımız şeyler geleneksel Bask müziği, Bask mitolojisi, Bask kültürü ve dinleyerek büyüdüğümüz şeyler.

Gra: Ve etrafımızdaki her şey. Turnede deneyimlediğimiz farklı yerler ve tanıştığımız farklı insanlar müziğimize de giriyor.

Gil: Bu yüzden burada çalmak harika. Gelecekte üzerimizde etkisi olacağından eminim.

Şehirde gezme şansınız oldu mu?

Gil: Yarın boş günümüz. Şehri görmek için sabırsızlanıyorum. Beni bir hamama götürün, sırtımı keseleyin. Öyle değil mi? Türk Hamamı için hazır olup olmadığımı bilemiyorum.

Tavsiye ederim, çok rahatlamış hissedeceksin.

Gil: Ve acı içinde. Çok acı verici olduğunu duydum. Aslında siz de İngiliz hamamını denemelisiniz.

Gra: Özellikle de bir futbol maçından sonra.

Bugünlerde neler dinliyorsunuz?

Gil: Zor soru. Son bir ayda kimseyi dinlemedim.

Gra: Yellow Ostrich.

Gil: Clive Tanaka. O da yeni biri, tropikal elektronika yapıyor. Get People’ın albümü yakında çıkacak, ona da bir bakın. Yeni gruplar için bir PR ajansı kurabilirim, bu işte iyiyim.

Yeni albüm için çalışmaya başladınız mı?

Gil: Aklımızdaki fikirleri bir araya getirmeye başladık. Muhtemelen Eylül-Ekim gibi bitiririz ve umarım önümüzdeki yılın başında çıkmış olur.

Şarkıları birlikte mi yazıyorsunuz, bunun için bir sisteminiz var mı?

Gil: Hem tek başımıza hem birlikte yazıyoruz.

Gra: Akustik enstrümanlarla başlayıp sonra yalnız çalışmaya geçiyoruz.

Gil: Evet, hep birlikte başlıyoruz. Sonra ayrılıp kendi bölümlerimizi geliştirdikten sonra yeniden bir araya geliyoruz.

Gra: Bazen şarkı birden ortaya çıkıveriyor.

Gil: Doğrusunu istersen her şarkıda değişiyor. Belki hamamdan çıktıktan sonra “Red Raw” adlı bir şarkı yazarız.

Aynı sahneyi paylaşmak istediğiniz ya da aynı festivalde yer almak istediğiniz isimler var mı?

Gil: Django Reinhardt ve grubu, Gilberto Gil, Manu Chao ve Crystal Fighters aynı sahnede. Kapanışı da Ricardo Villalobos yapacak.

Gra: Ben kimle aynı sahneyi paylaşmak isterim, biraz düşüneyim. Buckethead ve Beyoncé.

Çaldığınız şehirler içinde bir favoriniz var mı?

Gil: Yaşadığımız yer olduğu için Londra’da çalmanın özel bir yanı var. İspanya’da çalmayı seviyoruz çünkü çok özgür bir gece hayatı kültürleri var. Bazı ülkelerde ne kadar popüler olduğumuza şaşırıyoruz. Mesela Meksika’daki konserimiz çok kalabalıktı.

Geleceğe dair projelerinizden de bahsedelim. Müziğinizle ve hayatınızla ilgili neler yapmak istiyorsunuz?

Gra: Daha çok müzik yapmak, daha çok turneye çıkmak, müziğimizi mümkün olduğunca çok insana duyurmak…

Gil: Çok iyi bir grup olmak.

Umarım birkaç yıl içinde sizi yine burada izleyebiliriz.

Gra: Ne kadar erken olursa o kadar iyi.

Gil: Bir defa yeni albümden önce, bir defa da sonra gelmek isteriz.


Crystal Fighters yaz boyunca festivalleri gezdi; Parklife, Reading, Benicassim, Latitude, Glastonbury… Onlar kitlelerini büyütürken albümleri Star Of Love da hayatımın soundtrack’indeki yerini aldı. Kendilerini arayı çok uzatmadan yeniden izlemek mümkün olur umarım.

No Comments

Leave a Reply