Botanica // 20.09.2011 / Arkaoda

Son yarım saati sağdan soldan okuduğum bilgileri birleştirerek tatmin edici bir Botanica yazısı oluşturmaya çalışarak geçirdim. Bu arada 2010 tarihli Who You Are albümleri odanın duvarlarında patlamaktaydı. Baktım ki ekrana öylece bakıp kafamı sallayarak müziği dinliyorum, bıraktım nasıl olursa olsun yazı.

Botanica merkezinde Paul Wallfisch’in bulunduğu, üyeleri albümden albüme değişen bir proje. Müziklerini “21. yüzyıl için punk-rock oda müziği” olarak adlandırmışlar ki daha iyi bir tanım olamazdı. Nerede gürültüyü ve tekinsiz suları seven bir müzisyen var, Wallfisch gidip onunla çalışıyor. Geçmişte Firewater’a mesai vermiş, o da Tod A gibi hayatının önemli bölümünü ülke ülke gezerek geçirmiş. Paul Wallfisch’in Botanica’nın 7 albümü dışında 2002 yapımı Greg Pritikin filmi Dummy’nin müziklerinde de imzası var.

20 Eylül Salı gecesi 21:00’de Wallfisch’i Botanica adıyla solo izlemek üzere Arkaoda’da hazırdım. Konser piyanoyla ilgili sorunlar yüzünden 22:30 gibi başladı. Kartondan yapılmış bir maskeyle piyanosunun ardında yerini alan Wallfisch’i dinlemek üzere mekanda yaklaşık 30-35 kişi vardı. Maske ilk şarkıda çıktı, onunla birlikte seyirci-müzisyen arasındaki mesafe de kalktı.

Leonard Cohen’den I’m Your Man cover’ıyla başlayan konser (bir diğer cover da Jacques Brel’den Voir Un Ami Pleurer idi) vokalin haykırışla karıştığı ve piyanonun tuşlarına daha sert basıldığı doruklara çıkıp inerek, kayalar üzerinden zıplayan bir dere gibi aktı. Wallfisch şarkıların hikayelerinden bahsetti, seyirciyi organize alkışlarla şarkılara dahil etti; koltukta yayıla yayıla oturarak izlemeye başladığım konserin sonunda sırtım dikleşmiş, kotukta dingildeyip dikkatle piyanoda koşturan elleri takip ediyordum. Mutluydum, sanırım herkes mutluydu. Mekanda az kişi olmanın, iyi bir konseri yaşayan o ufacık azınlıktan olmanın hissi de etkiliydi şüphesiz. En güzeli, Botanica’yı hiç tanımayan arkadaşımın gecenin sonunda bir müzisyene daha hayranlık duyuyor olmasıydı. Arkaoda’nın abajurlu, berjerli samimi atmosferinde, hem fiziki hem ruhi açıdan kırmızı bir konser, tek kişilik bir punk-rock kabaresi izledik. Umarım ikinci bir İstanbul konseri olur ilerleyen yıllarda ve daha çok insan Wallfisch’in bir sihirbaz gibi gömleğini savura savura seyirciye fırlattığı müziğin tadına bakar.

No Comments

Leave a Reply