Bob Dylan // 20.06.14 / Black Box Istanbul

1974390_821645897846619_5182109766501157213_o

“Bob’dan öğrendiğim şey, şarkıların nasıl olması gerektiğine dair geleneksel kuralların yıkılabileceğiydi: Bir şarkının uzunluğu, hikayeyi anlatırken ne kadar yaratıcı olabileceğin. Birinin kapıları kırmış olması, gökyüzünü tüm ihtimallere açmış olması harikaydı.” 1960’larda Bob Dylan‘la çalışmış, The Band‘in kurucu üyelerinden gitarist Robbie Robertson, Dylan’ın kendisi üzerindeki etkisini böyle anlatıyor. Bob Dylan’ın hayatın ve insanın özünü görerek yazdığı şarkılar, rock’ın sabiti gibi. Zaman değişse de hep uygun yerlere denk düşüyorlar. O yüzden öfkemi aktarmak istediğimde aklıma ilk Masters of War geliyor, yargılandığımı hissettiğimde Ballad Of A Thin Man‘i mırıldanıyorum. Bob Dylan’ı canlı dinlemek, mızıkasını duymak, konuşur gibi söylediği şarkıları içime doldurmak ruhsal bir deneyim gibi.

Things Have Changed‘le başlayan konser boyunca Dylan seyirciyle birkaç kelimeden fazla konuşmuyor. Bir piyanosunun başına oturuyor, bir mızıkasını üflüyor, bir mikrofon önünde tek eli cebinde şarkı söylüyor. İşlemeli ceket ve pantolonundan şapkasına, sahnenin yalın ışık tasarımından grubunun giysilerine her şeyde zarafet var. 15 dakikalık bir arayla ikiye bölünüyor konser. Long and Wasted Years‘ta oturmalı düzen yok oluyor, tribün ve saha içi ayrımı ortadan kalkıyor. Seyirci sahne önüne yığılıyor. Ben de biste tribünden inip önlere gidiyorum. Dylan’ın yüzündeki çizgileri görüyorum. All Along The Watchtower ve Blowin’ In The Wind‘le final yapılıyor. Rock tarihinin 50 yılı bir insan bedeninde karşımızdan geçip gidiyor. Söylenecek her şey şarkılarda söylenmiş, hafızalar tazelenmiş, içimiz titremiş. Konuşmadan teşekkür ediyorum Bob Dylan’a.

IMG_7600

Bob Dylan konseriyle İstanbul’un yeni performans mekanı Black Box Istanbul‘u da görmüş oldum. Maslak’taki Black Box’a İTÜ Ayazağa metro durağının plazalar çıkışından servislerle birkaç dakikada, yürüyerek 15-20 dakikada ulaşılıyor. Seyyar biracılar çevrede hemen konuşlanmış. Bilet karaborsası metro durağından başlıyor. 

İçeri giriş-çıkış kolay. Mekanda yiyecek içecek var. Bira fiyatları bar seviyesinde. Tribünlerden sahne rahat görünüyor, seste ise hiçbir sıkıntı yok. Zaten mekanın en öne çıkarılan niteliği, akustik altyapısı ve sunduğu ses deneyimi. Her katta sigara içilebilen açık alanlar ve balkonlar mevcut. Yine her katta içki ve su satılıyor ve konser sırasında dahi tribünde yerinden kalkıp içki alıp gelen insanlar rahatsızlık yaratmıyor. Yine konser sırasında birçok kişi yanındakiyle sohbet halindeydi ama rahatsız edici bir uğultu duymadım, Bob Dylan yanı başımda şarkı söylüyor gibiydi. Mimarisiyle de kutuyu andıran Black Box Istanbul, belli ki bundan sonra hayatımızda önemli bir yer tutacak. Hayrını görelim.

* Konser fotoğrafını etkinlik sayfasından aldım, mekan fotoğrafı bana ait.

No Comments

Leave a Reply