Thurston Moore // 22.04.15 / Babylon

Sonic Youth’u 10 yıl önce Maslak Venue’de izlediğimde, 70′lerin protopunk’ından New York deneysel müzik sahnesine, oradan grunge ve alternatif rock’a çekilen çizgileri görmüştüm. Ucunu yakaladığım bir şeyin kaynağını görmek beni heyecanlandırıyor. Konserin sonundaki yarım saati aşan gürültü patlaması, orada olan kimsenin unutabileceği bir şey değildi. Thurston Moore’un gitarını amfinin üzerinde adeta rendelemesi, onunla sevişmesi, burun deliklerine soktuğu jaklar, boynuna doladığı kablolar, giderek aletin organikleşmesi ve zamanın noise’a dönüşüp anın bir çınlama olması. 22 Nisan’da Babylon’a giderken hafızam canlanmış, Sonic Youth konserinden önce hissettiğim ürperti geri gelmişti. Bir şeye karşı duyulan heyecanın yitmemiş olmasını fark etmek, 30′ların eşiğinde dururken her zamankinden daha sevindirici.

Sonic Youth 2011′de dağıldıktan sonra Thurston Moore, Chelsea Light Moving projesinin yanında solo çalışmalarına da devam etti. Geçtiğimiz yıl çıkan The Best Day, Moore’un 4. solo albümü. Belki Sonic Youth ipuçlarını yakalayabildiğim için, önceki işlerinden daha çok sevmiştim albümü. Dakikalarca tekrar eden melodiler sürekli aynı yerlere vura vura akıp gitmiyor, her seferinde biraz daha derinleştirip değiştiriyor aktığı yeri. Konserde de böyle. Sahnedeki müzik teni geçip kemiklere işliyor. Thurston Moore’un grubu davulda Sonic Youth’tan Steve Shelley, gitarda Moore’un Londra’dan komşusu James Sedwards ve basta My Bloody Valentine’dan Debbie Googe’dan oluşuyor. Konser boyunca melodi döngüleri yükselip alçalıyor, kimi zaman gürültünün altında kayboluyor. Loş ışıkların altında ses iplikleriyle birbirine bağlı her şey. Gitar feedback’i tüm boşlukları dolduruyor, ciğerlerimize kadar. Moore, ayaklarını yere vura vura çıktığı sahneden ilan ediyor: “We are a band.” Kendini hiçbir zaman geriye dönük bir değerlendirme yapacak kadar başarılı bulmadığını, hep çıraklık döneminde hissettiğini söyleyen biri için doğru bir cümle. Sahnede bir grup var ve sesin sınırlarına nasıl gidileceğini biliyor. Bize kalan, adımlarımızı onlarınkine uydurmak. Kulağımı gürültüye açıyorum, çınlaması iki gün geçmiyor.

* Fotoğraflar bana ait.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply