“Zorluklar Özensiz Müzik Yapmak İçin Bahane Olmamalı”

the ringo jets

The Ringo Jets‘i tanıyor olmalısınız (Tanımıyorsanız hemen buraya); Lale Kardeş, Tarkan Mertoğlu ve Deniz Ağan‘dan oluşan canavar psychedelic garage rock grubu. Onlara ilk dinleyişte vuruldum. 3 yıl önce Babylon‘da düzenlenen Newcomers Festival‘la hayatıma girmişlerdi. Şimdiye dek yayınladıkları EP’ler ve ilk albümlerine bakınca niyetlerinin ne kadar ciddi olduğu anlaşılıyor. Bu yazı turnelerde, konserlerde geçireceklerdi ki davulcuları Lale’nin geçirdiği ameliyat, planlarını bir süreliğine askıya aldırdı. Hazır Lale yerinden pek kıpırdayamıyorken aklımdaki birkaç soruyu sordum. Buyrun sohbete.

lale kardeş

Duydum ki The Ringo Jets’in adıyla ilgili her röportajda başka bir hikaye anlatıyormuşsun. Bizim için de bir tane anlatır mısın?

Grupça Ringo Starr‘ı çok severiz ve beğeniriz, Ringo Starr’ın “Ringo”sunu, sevdiğimiz bir  grup olan Flat Duo Jets‘in de “Jets”ini aldık. Bu seferki çok iyi oldu, birkaç yerde daha anlatabilirim bunu.

The Ringo Jets’ten önce nerelerdeydiniz? Ne yapıyordunuz? Sizi neden daha önce tanımadık?

Herkesin başka başka grupları vardı. Tarkan’ın garage, rock’n roll, beat, 50’s grubu Kraker, Deniz’in  garage, rock’n roll grubu Eskiz -ki hala aktifler-, benim de kendi besteleri olan ama barlarda da çaldığımız grubum Eva vardı. Bilmem ki neden tanınmadık? Bu projeler yeterince güçlü, özenli olmadıkları için mi yoksa sadece şanssızlık mı, çok da üstüne düşünmedim aslında.

Türkiye’de müzik yapmanın zorluğundan hep bahsedilir. Birkaç yıl önce izlediğim bir panelde mekanların ve medyanın yerel grupları yeterince desteklemediğinden söz açılmıştı. Konuşmacılardan Steve Gullick ve John Robb bu yaklaşıma katılmadıklarını, özetle kimsenin kimseye bir şey borçlu olmadığını söylemişlerdi. İnternetin varolduğu bir ortamda müzisyenlerin şikayet etmekten vazgeçip kendi sahnelerini yaratmakla ilgilenmesini tavsiye etmişlerdi.

Evet burada müzik yapmak zor ama bu zevksiz ve özensiz müzik yapmak için bir bahane olmamalı. Dünyada çok fazla grup, fazlaca da iyi grup var, bu grupların tümü yurt dışında turne yaparak bilinmediler ya da ülkelerinde her zaman destek görmediler. Eğer yeterince iyi ve biraz  da şanslıysanız interneti kullanarak istediğiniz her yere ulaşabilirsiniz. Türkiye’nin müziğimize iyi etkileri de var; kullanmak isterseniz kendine has sesleri, ritimleri var misal. Bir de otomatik olarak komik oluyoruz. O iyi.

the ringo jets

Bir operasyon geçirdiğini ve dinlenmen gerektiğini biliyorum. Nekahat dönemini grupla nasıl geçiriyorsunuz? Sizi bir sonraki görüşümüzde neler olmuş olacak? Yeni şarkılar duyacak mıyız?

Nekahat dönemimi hasta gibi geçirmediğim için doktor dahil bütün çevremden azar yiyorum ama bizimkiler prova yaparken evde yatmak büyük eziyet. Bu yüzden onlar prova yaparken muhabbet kuşu gibi yanlarında dikiliyorum, olmadı fotoğraf çekiyorum. The Ringo Jets’in instagram’ını takip edenler fark etmiştir zaten. Ya da yeni t-shirtler basılacak mesela, ne olsun, nasıl olsuna kafa yoruyorum. Tekrar sahneye çıktığımızda ben uzun zamandır davul çalmamış olduğum için iyice acısını çıkartacağım, konsere gelen bahtsızların kulakları iptal olacak. Sonbaharda yeni albüm kayıtları başlıyor ama albüm çıkana kadar konserlerde yeni şarkı çalmayız diye tahmin ediyorum çünkü biraz kötü kalpliyiz.

Şarkıları nasıl yapıyorsunuz, hep birlikte mi?

Hep değişiyor. Geçen kış Podima’da kapanıp onlarca beste yaptık, büyük bir kısmı önceden bulunmuş riff’lerdi ama orada takılırken de birkaç parça çıktı mesela. Her iki türlüsü de zaten beraber çalınırken oturtuluyor.

Bazen Türkiye’den çok yurt dışında konser veriyorsunuz gibi geliyor. Nasıl oluyor bu? Yurt dışı turnelerinin getirisi neler?

Geçenlerde saydık; sadece İtalya ve Fransa genelinde verdiğimiz konser sayısı, Türkiye’den fazla çıktı. Herkeste aynı işliyor mu bilmiyorum, biz ilk çaldığımız festivalden itibaren doğru insanların dikkatini çekebildik galiba. Şans da bir etken tabii ama disiplinli olmanın bir zararı olmamıştır eminim. Yurt dışı konserlerinin bence en büyük getirisi bize perspektif kazandırması oldu. Grup olarak nerede durduğumuzu, ne kadar çalışmamız gerektiğini, avantaj ve dezavantajlarımızı görebildik böylece. Güzel arkadaşlar edinmek de cabası.

the_ringo_jets_03

Sence müzik, yaratıldığı zaman dilimini kimliğinde taşır mı yoksa zaman kavramının ötesinde midir? Bununla bağlantılı olarak, belli dönemlere ait sound’ların sürekli dirildiği, bitmeyen revival’lar çağında yaşıyoruz. Müziğin gözü artık sadece geçmişi mi tarıyor?

İsteyen dönem müziği yapabilir tabii ama ben zamansız müziği tercih ederim. Her zaman taze olan şarkılar var ve biz de grupça bunun peşindeyiz. Zaman makinesine sokulmuş gibi değil ama zaten bir zamanı, ya da son tüketim tarihi yokmuş gibi. Bence, bir öncekine selam müziğin doğasında var, karşılıklı paslaşmalarla örülmüş bir gidişat gibi mesela. Tamamen sıfırdan var olmuş, yepyeni bir müzik arayışında olanlara saygım sonsuz, kolay gelsin demek istiyorum.

Seni heyecanlandıran müziği düşündüğünde, kafanda o şalteri “çat” diye attıranın ne olduğunu tanımlayabilir misin?

Beni heyecanlandıran, çalan kişinin heyecanı oluyor. Bir de o sahnede hangi amaçla durduğu.

Müzisyenlik hayatında, kadın olduğun icin sana farklı davranıldığını hissettiğin oluyor mu? 

Tabii oluyor. Erkek ağırlıklı bir ortamda kadın olarak durmak zaten farklı davranış görmek için yeterli. Fakat iki yüzü var bence bu işin. Bir taraftan çok özen göstermene, çalışmana, enstrümanına vakit harcamana gerek yok; seyirci çekersin. Üzülerek ekleyeyim ki, çoğu kadın müzisyen bu klasmana girer, kolay yoldur çünkü. Diğer taraftan özen gösterip, çalışıp, vakit ayıran bir ayrık otu olsan da seni pek ciddiye almazlar. Aralarına almış gibi yaparlar ama bir yere kadar. Metal camiasını ayrı tutuyorum, onlar gördüğüm en eşitlikçi kitle. Çalabiliyorsan dikkatleri sendedir, başka yerlerinde değil.

Bizimle paylaşmak isteyeceğin kadar tuhaf ya da korkunç ya da komik bir turne/konser hikayesi var mı?

Korkunçluk/tuhaflık eşiğim içine doğduğum aile yüzünden biraz yüksek olduğu için turnede yaşananlar genelde komik geliyor ama hangisini anlatabilirim bilmiyorum, İtalya’da Hana-Bi’de çalarken sahneye atlayıp boydan boya koşarak geçen tangalı adamı mı -tekrar geçmesi için bira teklif ettim ama utandı bu sefer- yoksa sıkışık halde gittiğimiz ama süper eğlendiğimiz yol hikayelerini mi. Çok var!

The Ringo Jets sonbaharda aramıza dönecek. O zamana kadar ne yapıp ettiklerini Facebook ve Twitter hesaplarından takip edebilirsiniz.

You Might Also Like

1 Comment

  • Reply
    TubidyCep
    29/05/2017 at 13:48

    Sayenizde The Ringo Jets’i tanıdık. 🙂 Zorluklar müziğin kalitesini arttırmalı bence de. Zor yapılan şeyler her zaman daha değerli ve kıymetli olur. Müzik içinde bu böyle olmalı.

  • Leave a Reply