let the tadilat begin
Bizim şanssızlığımızdan mıdır nedir, alt ve üst komşumuz ikide birde tadilata girişir. Amerikan mutfak yaptırmalar, balkonu salona dahil etmeler, banyo fayanslarını değiştirmeler, muhtelif duvarları yıkmalar falan filan. Hep merak etmişimdir, madem evin her şeyini yıkıp yeniden yapacaksın, hazır gönlüne göre yapılmış bir ev bulsan daha iyi değil mi? Apartman da öyle alelade bir şey zaten, bir özelliği yok, bu ısrar niye? İşte biz bu inşaat heveslileri yüzünden sabah akşam bam güm ses dinleriz.
Geçen haftaki geleneksel “sizin daireden bize su akıyor, tavanlar battı” buluşmasının ardından beklenen boru değişimi, bütün evin su tesisatının yenileneceği dev bir şenliğe dönüştü. Evin moloz ve pislik içinde kalmasının sinir bozuculuğunu görmezden gelebildiğimiz anlarda, üç günlük tadilat festivaliyle komşulardan alacağımız intikamı düşünerek “yardır be usta, hey maşallah” diye coşuyoruz. Kolum kadar matkap duvarın içinde döndükçe, fayanslar çatır çatır kırıldıkça, vana değişimi için apartmanın suyu kesildikçe hin hin sırıtıyoruz.
Sonra evin haline bakıyoruz ve borunun yine bize döşendiğini idrak ediyoruz.
