Karın en kötü yanı, eridikten sonra sokakların eskisinden daha boktan görünmesi. O yüzden bakabildiğim kadar bakıyorum kara. Dokunabildiğim kadar dokunuyorum. Öyle ki, çabucak hasta oluyorum diye soğuktan kaçmama rağmen kendimi dışarı atıp bir buçuk saat karda yürüyorum.

Ne kadar klişe olursa olsun vazgeçmeyeceğim bir şey ayaklarımın fotoğrafını çekmek. Özellikle karda ve deniz kenarında. Çimde. Kumda. Bir de toprak yollarda tozlanmışken. Bu alışkanlık sayesinde botlarım hem kar, hem deniz suyu emdi bugün.

Benim gözümde herhangi bir şey, üzerine kar yağdığında karşı konulmaz oluyor. Naylon poşetler, leğenler, sigara paketleri… Çiçekler zaten herhangi bir şey değil.

Sahil Yolu’nda karşı koyamadığım bir diğer şey de yerdeki işaretler. Bu sarı ok, kar suyunun altında harika bir biçimde parlıyor. Boya katmanlarına dokunmak geliyor içimden.

Sert rüzgara karşı dengede duran kargaya tedirgin edecek ama kaçmasını gerektirmeyecek kadar yakınım.

O tekne hep aynı yerde. Muhtemelen benim buralarda olmadığım erken saatlerde açılıyordur denize. Bir gün erkenden gidip baksam ya.

Fotoğrafları düzenlerken Sharon Van Etten’in yeni albümü Tramp’i dinledim. Ask’ta şöyle dediğini duydum: “Buna gülmek bile çok canımı yakıyor.” Yukarıdaki ince dallar, en az bu şarkıdaki ruh hali kadar kırılgan.

Karabatak ve martılar rüzgara rağmen çok hareketliydi. Yanlarına yaklaştığımda bile yakınımda uçmaya devam ettiler.

Sonra nedenini gördüm.

Ufak tefek ağaçlardan biri beremi çıkarmaya yeltendi. Hemen fark ettim. Başımı üşütmemem gerektiğini söyledim, anladı.

Geçen yıl göktaşı yağmurunu izlemek için yanındaki kayalara oturup beklediğimizi, hiçbir şey göremeyip eve döndüğümüzü hatırlamadı. Biraz dalgındı aslında.

Ağaçla laflarken benden gözlerini ayırmayan biri vardı. İnsana uzun uzun bakmayı konuşmaya yeğleyen biri. Birbirimize çok benzediğimizi söyledim, bakarak. Gözünü bile kırpmadı.

Eve dönmeye karar verip hızlı hızlı yürümeye koyulmuşken kadın-erkek eşitliğinin tek gerçek örneğiyle karşılaştım. O da kapalıydı.
(Nikon D700 + Nikon 50mm f/1.8D)
-
oykucu liked this
-
cherryblossomss liked this
-
13melek liked this
-
eomerx liked this
-
yattering liked this
-
wilburwantstokillhimself liked this
-
senidelafatuttum liked this
-
senemsinem liked this
-
gayedemirbas liked this
-
andyoungsteranswers liked this
-
herkesrahatolsun liked this
-
insanlarcokgarip liked this
-
feyyaz liked this
-
uniquerouge liked this
-
lifeallmine liked this
-
kararveremiyorum liked this
-
temcitpilavi liked this
-
somebodyscallingme liked this
-
365isnotenough liked this
-
parasut liked this
-
aymansanliturk liked this
-
sevgiligulluk liked this
-
askveoburcinler liked this
-
catatumbo liked this
-
fredwreck liked this
-
alpmangunes liked this
-
sefacansungur liked this
-
bendenkimseyebahsetme liked this
-
manyetikbant posted this
Follow @manyetikbant
Bloglovin'
Kontak: manyetikbant@gmail.com
Manyetik Bant, Pazar 21:00'de
94.9 Açık Radyo'da.
Kayıtları Mixcloud üzerinden dinleyebilirsiniz.
OKUMAKTAN KENDİMİ ALAMIYORUM
▶ 13 melek
▶ alçak basınç
▶ bicycledition
▶ café de pass
▶ çekme kaset
▶ deuss ex machina
▶ duvara bakıyorum
▶ indie istanbul
▶ küçük tansiyon
▶ limbo pillow
▶ musicalife
▶ musicincolors
▶ organize sesler
▶ puht!
▶ the crustacean
▶ tıkabasa müzik
▶ unblugged
▶ zülal kalkandelen