
Yarı Jamaikalı bir anneyle yarı İranlı bir babanın Güney Londra’da büyümüş çocuğu Rox (Roxanne Tataei), çocukluğundan beri müzikle iç içe. Ulusal Gençlik Tiyatrosu’yla İngiltere’yi turladıktan sonra 14 yaşında gitarıyla çalıp söylemeye başlamış. 2010 yılında Rough Trade etiketiyle çıkan albümü Memoirs ile övgüye mazhar olmuş. Kendisi için “yeni Amy Winehouse” yakıştırması yapılıyor.
16 Aralık’ta Avea Escape to Music kapsamında Garajistanbul’da verdiği konserden önce bir araya geldik. Grip olduğu için paltosuna sıkı sıkı sarınmıştı. Dinlenmeden çalışacak kadar güçlü olduğunu sandığını ama yanıldığını söyledi. Bitmeyen bir neşe kaynağı var gibi içinde, yüzünde hep muzır bir ifade var. Soruları heves ve samimiyetle yanıtlıyor. İki röportaj arasında poz vermeyi de ihmal etmiyor.
Yeni albümün kayıtlarına başladınız mı?
Evet, demolar kaydettik. İlk albümümün üzerinden bir buçuk yıl geçti. Bir süredir eve kapanıp yeni şarkılar yazıyordum. Bu şekilde yazmayı seviyorum. Çok bencilce yazıyorum diyebilirim; sadece gitarım ve piyanomla oluyorum. Başkalarıyla birlikte çalıştığım da oldu ama en iyi tek başıma yazıyorum.
Yani yazmak için belirli bir atmosfere ihtiyacınız var.
Kesinlikle. Önce iyi ya da kötü şekilde ilham almış olmam gerekiyor. Önemli bir şey olmuş olmalı ve ben o ruh haline girmiş olmalıyım.
Peki yeni albümünüzdeki şarkıları yazarken size bu ilhamı sağlayan neydi?
Büyükannemi kaybettim, bu hayatımın en korkunç dönemlerinden biriydi. Bir gün olacağını hep bildiğim ama üzerine düşünmediğim bir şeydi. 20 yaşıma kadar büyükannem, dedem ve annemle yaşadım. Hep iki annem oldu, bu açıdan şanslıydım. Ölüm haberini aldığımda kalbim çok kırıldı. Kalp kırıklığının ne anlama geldiğini o zaman anladım çünkü kalbim gerçekten kırılıyormuş gibi hissettim. Yazmak bana iyi geldi, acıyı içimden atmamı sağladı. Daha önemlisi ölümle başa çıkmamı sağladı. Daha önce hiç buna mecbur kalmamıştım. Ölümü kabul etmen gerek. Bir gün öleceğim diye dehşete kapılıp korkmak yerine hala buradayken elindeki zamanın tadını çıkarman gerek.
Anlaşılan ikinci albümün temaları ilkinden çok farklı olacak.
İlk albüm tamamen aşkla ilgiliydi. Aşık olmak, aşık olmamak, aşkı aramak, aşka ihtiyaç duymamak… Hayatımın o döneminde hissettiklerimle ilgiliydi. Bu albüm çoğunlukla hayatın tadını çıkarmakla ilgili olacak. Şimdi 23 yaşında olmaktan bahsediyorum. Arkadaşlarımla vakit geçirmek, büyükannem, hayatımdaki değişimler… Artık plak şirketimle birlikte değilim. Bir gün telefon çaldı ve “İkinci albümü yapmak istemiyoruz” dediler. “Ne?” diyebildim. Sindirmesi çok güçtü ama hayatta daha önemli şeyler var. Bir plak şirketiyle olmak için değil, insanlarla paylaşabilmek için müzik yapıyorum. Şimdi müzisyen olmak özgürleştirici bir şey çünkü plak şirketine ihtiyacınız yok. Bugün burada tek başıma bulunuyorum, grubumla İstanbul’a gelip buradaki insanlara konser verebiliyorum ve bu şekilde devam edeceğim.
Şarkılarınızda yaşadığınız şeylerden açıklıkla bahsediyorsunuz. Hiç içinizi fazla açtığınızı, kendinizi savunmasız bıraktığınızı düşünüyor musunuz?
Hiçbir zaman fazla açık olabileceğini düşünmüyorum. Bir şeyi söylemek istiyorsan söylemelisin, bunu şairane bir biçimde yapabiliyorsan ne ala. İnsanların hissettiklerimin daha hafif bir versiyonunu duymak istediklerini düşünmüyorum. Anlattığım şeylerin gerçekten nasıl olduğunu ve gerçekten nasıl hissettiğimi duymak istiyorlar. Eğer intiharı düşünüyorsan, neden söylemeyesin ki? Doğru ya da yanlış olmasının önemi yok. İnsanları etkileyen dürüstlük, beni etkileyen de bu. Anlattıklarının üstesinden nasıl geldiğin, şimdi nasıl hissettiğin önemli. Asla hislerimi sulandırarak yazmam, böyle biri değilim.
Sizi müziğiyle etkileyen isimler kimler?
70’lerin rock’n roll gruplarının sahip olduğu ruhu seviyorum. Cream, Janis Joplin, Lauryn Hill, Sade, The Black Keys gibi bir çok harika insandan etkileniyorum. Bu yıl Anna Calvi’yi keşfettim, Flamenko-rock karışımı bir müzik yapıyor. Etkilendiğim çok fazla insan var.
İlk albümden sonra birçok ülkede konser verdiniz. Gittiğiniz ülkelerden en çok iz bırakan neresiydi?
Dört-beş defa Japonya’ya gittim. Kültürleri dışında beni en çok etkileyen, yaptığım müziğe gösterdikleri ilgiydi. İngilizce bilmeseler de şarkıları söylüyorlardı. Fazla bahsetmemiş olmama rağmen daha önce yaptığım işleri biliyorlardı. Japonya’da, Güney Londra’da yaptığım müziğin dünyada nasıl seyahat edebildiğini gördüm. Bugün burada olmam ve İstanbul’daki insanların müziğimi tanıması gerçekten mutluluk verici. Umarım daha fazla yere gidebilirim.
Hazır yılın sonuna gelmişken, sizce 2011’in en iyi albümü hangisiydi ve bu yıl başınıza gelen en iyi şey neydi?
Benim için bu yılın en iyi albümü Feist’den Metals. Dördüncü denememden sonra nihayet ehliyet alabildim ve arabada sürekli bu albümü dinliyorum. Kusursuz icra edilmiş bir albüm. Feist’ı çok seviyorum.
Yılın en iyi anına gelince, birçok harika olay yaşadım ama en iyisi dövme yaptırmaktı. Aslında çok komik bir hikaye. Yıllardır dövme yaptırmak istiyordum ama annem “Eğer yaptırırsan seninle bir daha konuşmam” dediği için erteliyordum. Bir buçuk ay önce Berlin’deydim. Bir sürü dövmesi olan bir arkadaşım dövme yaptırmam konusunda çok ısrar etti ve sonunda olabilecek en kötü yere gittim. Yasal olduğundan bile emin değilim, bir kız evinde dövme yapıyordu. İsmimin Farsça yazılışını yaptırdım ve bittiğinde çok iyi hissettim, büyük bir şey başarmış gibiydim.
Gelecek yıldan beklentiniz nedir?
Albümümü kaydetmek ve turne yapmak. Şimdiye kadar doğru düzgün bir turne yapamadım. Her ülkede 4-5 konser vereceğim bir turneye çıkmak istiyorum ve Türkiye’ye geri gelip daha fazla yemek yemek istiyorum. Buradaki yemekler beni çok mutlu etti.
-
henriquezde9 liked this
-
mugeyildizjaakaappi liked this
-
weneedalittlemorered liked this
-
studioplastico liked this
-
askveoburcinler liked this
-
manyetikbant posted this
Follow @manyetikbant
Bloglovin'
Kontak: manyetikbant@gmail.com
Manyetik Bant, Pazar 21:00'de
94.9 Açık Radyo'da.
Kayıtları Mixcloud üzerinden dinleyebilirsiniz.
OKUMAKTAN KENDİMİ ALAMIYORUM
▶ 13 melek
▶ alçak basınç
▶ bicycledition
▶ café de pass
▶ çekme kaset
▶ deuss ex machina
▶ duvara bakıyorum
▶ indie istanbul
▶ küçük tansiyon
▶ limbo pillow
▶ musicalife
▶ musicincolors
▶ organize sesler
▶ puht!
▶ the crustacean
▶ tıkabasa müzik
▶ unblugged
▶ zülal kalkandelen