MENÜ

Norveç’te Bir Caz Yolculuğu: Kongsberg Caz Festivali

Kongsberg Caz Festivali, 2018

Norveç’in fiyortları, doğal güzellikleri, yazın güneşin batmadığı geceleri ve lezzetli balıklarının yanında ünlü olan bir şeyi daha var: caz sahnesi. Nüfusu beş milyonun biraz üzerinde olan ülkede, yılda yaklaşık 3500 caz konseri gerçekleşiyor. Bunlar sadece büyük şehirlerde toplanmıyor, ülkenin her yerine yayılmış durumdalar.

Ülkenin güneyinde yer alan Kongsberg’de 1964’ten beri düzenlenen Kongsberg Caz Festivali, her yıl Norveç ve dışından müzisyenleri dinleyiciyle buluşturuyor. Bu sene 4-7 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen festivalin kadrosunda herkesi mutlu edecek bir konser bulmak mümkün. Sting, Shaggy ve A-ha gibi isimler açık hava sahnesini doldururken Gregory Porter, Chick Corea, Mike Stern ve Randy Brecker gibi caz efsaneleri müziklerini iyi bilen bir seyircinin karşısında keyifle çalıyor. Festivalde yenilikçi, avangard ve deneysel işlere de azımsanmayacak ölçüde yer veriliyor. Avrupalı caz izleyicisinin yakından tanıdığı Christian Wallumrød ile Magda Mayas’ın ikili performansı, deneysel vokal sanatçısı Sofia Jernberg liderliğindeki vokal grubu Oslo 14, Lübnanlı trompetçi Mazen Kerbaj’ın enstrümanının sınırlarını genişleten konseri festivalin daha deneysel tarafından akılda kalanlar. Hırvat asıllı İsveçli trompetçi Goran Kajfes ve grubu Subtropic Arkestra ile Balkan ve Türk ezgileri de ziyaret ediliyor.

A-ha
Mike Stern
Randy Brecker

Geçtiğimiz yıl Daniel Herskedal ile birlikte Akbank Caz Festivali’nde izlediğimiz Norveçli saksafoncu Marius Neset, Kongsberg Caz Festivali’nin yıldızlarındandı. İsveçli çellist ve kontrbasçı Svante Henryson’un soloları ile Beninli gitarist Lionel Loueke’nin dokunuşları, Neset’in müziğini yeni olasılıklara açtı.

İz bırakan bir diğer Norveçli müzisyen, gitarist Hedvig Mollestad oldu. Sakin, ferah riff’lerle başlayıp elektriklenen sololarla tırmanan performansı, caz ve rock’ın kesiştiği noktada konumlandı.

Hedvig Mollestad

Plastikten yapılmış kostüm ve dekorlar içinde sahne alan, büyük kısmı çöpten toplanmış plastik atıklarla ürettikleri enstrümanları kullanan Sustain, plastiğe olan tutkumuzla dünyanın sonunu ne kadar hızlı getireceğimizi hatırlattı.

Sustain

Her yaştan gönüllü çalışanları ve saat gibi işleyen organizasyonuyla Kongsberg Caz Festivali, ev sahibi olan Kongsberg şehrinin nüfusundan fazla bilet sattı (yaklaşık 38.000 bilet). Peki bu nasıl mümkün oluyor? Lise öğrencilerinden ileri yaştaki dinleyicilere kadar tüm bir şehir, hatta ülke genelindeki festivallerin katılım sayılarına baktığımızda tüm bir ülke, müziğe nasıl böyle sahip çıkıyor?

Müziği destekleyen eşsiz bir sistem

Bu sorunun yanıtı, Norveç’teki eşsiz sistemde yatıyor. 1953 yılında kurulan Norsk Jazzforum, Norveç cazını ülke içinde mümkün olan en geniş kitleye ulaştırmayı ve yurt dışına taşımayı hedefleyen, kar amacı gütmeyen bir kuruluş. Bu yapının altında, ülkenin beş bölgesinde konuşlanmış caz merkezleri bulunuyor. Bu caz merkezleri, kendi bölgelerindeki caz kulüpleri, festivaller, konservatuvarlar ve müzisyenlerle iletişim içinde. Bahsettiğim sistemin tamamı kamu fonlarıyla ayakta duruyor ve yıl boyu müzisyen ve mekanlara turneler ve özel projeler gibi konularda destek sağlıyor. Konservatuvarda caz öğrenimi gören bir müzisyen, öğrenciliğinden itibaren bu yapılar vasıtasıyla müziğini paylaşabileceği sahneler bulabiliyor, etkinliklerin işleyişini görebileceği festivallerde çalışabiliyor, yabancı müzisyenlerle bir araya gelerek yeni işbirliklerine imza atabiliyor. On yıllardır özenle sürdürülen bu çalışmanın sonunda Norveç cazı, dünyada bir marka olmuş durumda. Marius Neset gibi yeni nesilden müzisyenler, Norveç’i caz dünyasına tanıtan saksafoncu Jan Garbarek’in açtığı patikayı, bu destekler sayesinde bir ırmağa çeviriyor.

Norveç’te devletin desteklediği bu sistem içinde gelişip büyüyen ve dünyaya açılan müzisyenleri gördükçe, Türkiye’de albüm kayıtlarından konser booking’lerine, merch tasarımlarından sahne görsellerine her şeyi kendileri yapan ve çoğunlukla hiçbir destek görmedikleri gibi, büyük sahnelerde bile ücretsiz çalmaları beklenen müzisyen/grupların mücadelesinin boyutları daha iyi ortaya çıkıyor.

No Comments

Leave a Reply