Genç Dinozorların Çağı: Reptile Youth

Reptile Youth

Danimarkalı elektro-rock ikilisi Reptile Youth, heybesinde iyi bir ilk albüm ve yüksek sahne enerjisi taşıyan bir grup. İstanbul’daki ilk konserlerini Avea Escape to Music serisi kapsamında, 7 Şubat Cuma akşamı, Roxy‘de verdiler. Memleket seyircisinin biraz geç ısındığı malum. İnsanlar Mads Damsgaard’ın kendini yerden yere atmasına, sahneden inip onlara sarılmasına tam alışmıştı ki konser bitti. Daha karanlık olacağını müjdeledikleri ikinci albümden sonra, daha ateşli bir seyirciyle izlemek gerek kendilerini. Yine de memnunlardı mekandaki enerjiden. Kendilerini hiç tanımayan insanlara çalmaya alışkın olduklarını söylediler. İstanbul’u görmeye, Gezi’de neler olduğunu öğrenmeye, Kopenhag’daki dönercilerde duydukları Türk şarkılarını dinlemeye meraklılardı. Hayallerini teker teker gerçekleştiren Mads Damsgaard ve Esben Valløe ile Reptile Youth’un geçtiği ve önünde uzanan yolları konuştuk.

Bir araya gelip müzik yapmaya nasıl karar verdiniz?

Esben: Sanırım okuldayken başladı. Kendimizi adadığımız aptal bir öğrenci değişim programı vardı. Onunla Çin’e gitmiştik. Danimarka’da ikimizin de ayrı rock grupları vardı. Değişim programındayken, yarım yıl boyunca konser veremeyeceğimizi fark ettik. Bununla ilgili bir şey yapmamız gerekiyordu çünkü konser vermek istiyorduk. Böylece birkaç şarkı yazdık ve grubu kurduk. Çok da iyi gitti. Şangay’da bir konser verdik ve orada bize Çin’in başka şehirlerinde konserler ayarlayan bir adamla tanıştık. İlk defa müzisyenlik yaparak dünyayı gezebileceğimizi bu şekilde anladık.

Çin’deki deneyimlerinizden neler öğrendiniz?

Mads: Her şeyin mümkün olduğunu öğrendik. Bir grup için en kötü başlangıç ne olabilir diye düşünüyorduk ve cevap sanırım Çin’di. Çin’e gittik ve gerçekten sıkı çalışırsan ve şansın da varsa her şeyi yapabileceğini fark ettik. Bu bize devam etmemiz için umut verdi.

Esben: İkimiz de tüm zamanımızı müziğe vermeyi hayal ediyorduk. Danimarka’da herkes bunun olamayacağını söylüyordu. Kuzey ülkelerinde insanlar biraz içedönük. Gerçekten iyi bir şeye sahip olduklarında, başkalarına da güzel bir deneyim yaşatabileceklerine inanamıyorlar.

Müzik dışında nelerden esinleniyorsunuz?

Mads: Sanırım başkalarıyla aynı şeylerden. Gündelik şeylerden.

Esben: Ve çok iyi sanatçılardan. Kendini gerçek bir şeyler yapmaya adamış insanlardan. Işık olabilir, güzel sanatlar olabilir, tasarım olabilir.

Mads: Giysiler bile olabilir.

Esben: Politika…

Mads: Bir şeyleri gerçekten isteyen, içinde gerçekten bir şeyler hisseden insanlar çok ilham verici. Taksim’de ya da Tahrir Meydanı’nda olanlardan da etkileniyoruz.

Esben: Londra banliyölerinde olanlardan da…

Mads: Evet, daha genel olarak, insanların güçlü hisler duyduğu şeyleri ilham verici buluyorum. Bu aşk, politika, korunmak istenen bir park ya da nefret olabilir.

İlk albümünüzdeki her şarkıya farklı bir yönetmen video çekti. Müziğinizin başkalarının zihnindeki görsel karşılığını gördüğünüzde ne hissettiniz?

Esben: Çok gururlandım. Aynı zamanda ilham vericiydi. Örneğin Dead End’in videosu küçük görüntü parçalarından bir kolajdı.

Sert bir işti.

Esben: Öyle. Portekiz’deki bir kızın müziğimizden bu kadar ilham alması beni duygulandırdı. Kendisinde uyanan hislerden yola çıkıp, televizyonda yayınlanabilecek bir şey yapmış olmasını çok sevdim.

Mads: Senin içinde olan bir şeyin görsel bir yorumunu görmek ilginç. Dünyanın ne kadar çeşitli olduğunu görmek de aynı şekilde. Ortaya birbirinden çok farklı videolar çıktı. “Bu şarkı Portekiz’de buna benziyormuş, bu şarkı Kanada’da buna benziyormuş” diyorsun. Kafanda başlayan bir şey, ta ABD’ye ya da Kanada’ya gitmiş ve görsele dönüşmüş oluyor. Çok eğlenceli.

Esben: Her video bir hediye gibiydi.

Kuliste bulunan, tanımadığım biri lafa girip videolarının üzerinde ne kadar söz hakları olduğunu soruyor.

Mads: Bazen tamamen kontrolümüzde, bazen hiçbir gücümüz yok.

Esben: İlk albümdeki yaklaşımımız, sadece sanatçıya ilham vermekti. Bu albümde daha çok yönetmen koltuğunda olmak istiyoruz. Yönetmen bir arkadaşımızla çalışıyoruz.

Size göre iyi bir müzik videosu nasıl olur?

Mads: Bence hem estetik olarak güzel olmalı, görüntüleriyle insanı içine çekmeli, hem de müziği iyi bir biçimde yorumlamalı. Müziği yükseltmeli. Ama bir öyküye de ihtiyacı var.

Film müziği yapmayı düşünüyor musunuz?

Esben: Kesinlikle.

Mads: Her şeyi yapmayı düşünürüz. Doğru şey olduğunu hissedersem İstanbul’da çıplak koşmayı da düşünürüm, saçımı kesmeyi ya da elimi kesmeyi de düşünürüm. İyi Türk yönetmenler tanıyorsan, onlara her şeye açık olduğumuzu söyleyebilirsin.

Yeni albümünüzde neyle karşılaşacağız?

Mads: Yeni albüm daha karanlık ve sert oldu. Çoğu kişinin ilk albümümüzü tercih edebileceğini düşünüyorum ama ben ikinciyi daha çok seviyorum.

image

Röportajlarınızda ayaklanmalardaki enerjiyi sevdiğinizi söylüyorsunuz. Sizce sokaktaki bu enerji, konserlerdeki enerjiye benziyor mu?

Mads: Ayaklanmalar da konserler de kuvvetli hislerin olduğu yerler. İkisinde de bir şeyi ne kadar çok istediğini ve onun için her şeyi yapabileceğini gösteriyorsun. Sahneye çıktığımda, orada olmak dünyada en çok istediğim şey. Bence ayaklanmalar ya da gösterilerde de böyle hissediliyor. Bir şeyi canını yakacak kadar veya ağlayacak kadar çok istediğini gösteriyorsun.

Sahnedeyken seyirciyi kışkırtmak için yapabileceklerinizin bir sınırı var mı?

Mads: Hayır, yok. Doğru zamanda, doğru durumda seyirciyi ateşlemek için her şeyi yaparım.

Kimle birlikte müzik yapmak, takılmak ya da odanızı paylaşmak istersiniz?

Mads: Odamı Scarlett Johansson’la paylaşabilirim. John Lennon, Kanye West, Neil Young ya da Damon Albarn’la müzik yapmak isterdim. Ve bu adamla (Esben’i gösteriyor).

Esben: Bir sonraki albümde gitarları Jimi Hendrix’in çalmasını isterdim.

Eğlenceli bir soruyla bitirelim.Bir sürüngen olsaydınız, hangisi olurdunuz?

Mads: Bu soruyu daha önce kimsenin sormamış olması tuhaf.

Esben: Bence sen Velociraptor’sın.

Mads: Bence Tyrannosaurus rex’im.

Esben: Ama Velociraptor daha hızlı.

Mads: Umurumda değil, ben T. rex olmak istiyorum.

Esben: T. rex daha ünlü. Ben kesinlikle yaprak yiyen, uzun boyunlu dinozorum.

İkiniz de dinozor musunuz?

Mads: Evet, genç dinozorlarız.

Genç dinozorların ikinci stüdyo albümü Rivers That Run For A Sea That Is Gone, 10 Mart’ta çıkıyor. Albümün ilk single’ı JJ’i buradan dinleyebilirsiniz.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply