MENÜ

Defter #10

Defter #10

Nasıl da girdik ama 2019’a! Bütün eski defterler kapandı, düşünceler tertemiz oldu, ne zamandır istenen şeylere başlamak için enerjiler fullendi sanki. Olsun, öyle olmadığını bilmem kaçıncı defa anlayana kadar yaşanan o kısa yanılgının da kendine göre bir güzelliği var.

Hayatta özen gösterilmesi gereken şeylerin bir listesini yapmak mümkün değil çünkü hayatta hemen hemen her şeye özen göstermek gerekiyor. Nefes almayı, ayakta durmayı bile yanlış yapabilirken insanın kendisiyle doğru bir ilişki kurması ne kadar olası? İki ve daha çok kişiyle kurulan ilişki ağlarının sürekli bakım ve onarımından bahsetmiyorum bile.

Uzun zamandır yazmasam da defterime notlar almaya devam ediyorum. Son haftalarda hep sosyal medyadaki gündemimizle ilgili şeyler yazmışım. Yükselen muhbirlik ve linç trendini yakalayıp insanları yok yere işinden ederken, yıllarca çocuklarına tecavüz ve işkence eden geçici reality show ünlüsü bir aileyle ilgili bol bol espri üretmişiz mesela. Hayatımızı dilediğince şekillendirenlerle ilgili yorum yapmanın tehlikesi iyice somutlaştığından, içimizde birikenleri sıradan insanlara yöneltmişiz.

YouTube ile imtihanım

Manyetik Bant

“Merhaba arkadaşlar, kanalıma hoş geldiniz” demenin aslında mecburi olmadığı YouTube dünyamıza ben de girdim. Girdim biraz iddialı görünüyor, kafamı şöyle bir uzattım diyebiliriz. İlk video için sergi hazırlığındaki KRÜW ekibini Big Baboli Print House’da yakaladım. Fena olmadı bence. Bu linkten izleyebilirsiniz. İkincisini fotoğrafta gördüğünüz tatlı köşede çektik ama daha iyisini yapabiliriz diye çöpe atıp bir kere daha, bu sefer başka bir odada tekrar ettik (ama o mavi koltuğa mutlaka döneceğim). Birkaç güne yayınlayacağım. Düzenli olarak sürdürmek istiyorum ama zor iş olduğunun farkındayım.

Seviyorum, özeniyorum, yayıyorum

Denemen Lazım'ın kitap önerileri

Eskisi kadar kitap okuyamamanın giderek stres ve vicdan azabı kaynağı olduğu bir hayat sürüyorum (Tabii ki kitap alışverişim bundan etkilenmiyor). Geçtiğimiz yıl olduğu gibi, bu yılın “dilekler listesi”nde de kitaplara daha çok sarılmak var.

Denemen Lazım‘ın her pazar Instagram hesabında paylaştığı kitap önerileri çok hoşuma gidiyor. (Fotoğraf onların hesabından, onlara da Probisnaz önermiş. Şimdi probisnaz’ın fotoğraflarına bakarken yazı özledim. İşte böyle böyle dağılıyor insanın kafası.) Belki ben de önümüzdeki pazara kadar başladığım kitabı bitirip üzerine bir şeyler yazabilecek durumda olurum. Daha doğrusu en son başladığım kitabı… çünkü 2018 bana bir sürü kitabı aynı anda okumaya çalışıp hepsini yarım bırakmak gibi saçma bir davranış bıraktı. Şu an sayıyorum da, son zamanlarda dört kitabı “ayraçlamışım”. Başucundaki komodinin üstünde her zaman kitap dağları olan annemle en büyük farkımız, onun dağların üstesinden gelebilmesi.

Başlığa istinaden, sevdiğim birkaç başka şey kışın sokaktan geçen bozacının bağırışı, pantolon paçalarımı çorabımın içine sokmak ve sabah kendiliğimden uyanıp henüz kalkmam gereken saatin gelmediğini görmek.

Green Square Meter

Green Square Meter

Geçtiğimiz yıl bitkilerle kafayı iyice bozup, dua çiçeğinden deve tabanına, pilea’sından calathea’sına evi çiçeklerle doldurdum. Her şeyin önce dilini öğrenmek gerek, çiçeklerde de aynı şey söz konusu. Birinin yaprağının ucu yandı, diğeri boynunu büktü, öbürü acaba yerini mi beğenmedi derken, Green Square Meter‘ın yaratıcısı Ahu Kopan ile tanıştım.

Ahu, Yeldeğirmeni’nde kurucularından olduğu Nadas İstanbul‘da “Plant Talks” başlıklı buluşmalar düzenliyor. Çeşitli bitkilerin huylarını öğrenmenin yanı sıra, onlara davranışımız üzerinden kendimizle ve dünyayla kurduğumuz ilişkileri de görünür kılan buluşmalar bunlar. Nadas bir yandan bitki rehabilitasyon merkezi gibi. Ahu’yu tanıyanlar, çiçeğim biraz burada kalıp kendine gelsin diye bitkilerini ona bırakıyor. Benim dertli pileam da orada. Acaba ne zaman bana dönecek, ya da dönecek mi?

No Comments

Leave a Reply