MENÜ

Big Baboli: Türkiye’nin İlk Poster Tasarım Atölyesi

Big Baboli Print House

İstanbul’daki konserleri takip ediyor, gittiğiniz konserlerde merch masasına uğruyor, dinlediğiniz müzisyenlerin albüm kapakları ve konser afişlerinde kullandığı görsellere ilgi gösteriyorsanız Big Baboli‘nin işleriyle karşılaşmış olmanız muhtemel. Şimdiye kadar karşılaşmadıysanız da onları tanıdıktan sonra işlerine kayıtsız kalamayacağınızı tahmin ediyorum.

Zeynep ve Mehmet Şakir Kış’ın kurduğu Big Baboli Print House, özellikle poster tasarımlarıyla öne çıkan bir baskı atölyesi. Kes, Balina, She Past Away, Yank, In Hoodies, The Ringo Jets, Cosmic Wings, Asafated, Hellsodomy, Sülfür Ensemble gibi Türkiye çıkışlı müzisyenlerin konser afişleri ve albüm kapaklarında imzaları var. Ayrıca Mudhoney & Shellac, Swans, Grails gibi isimlerin İstanbul konserleri için de poster tasarlamışlar. American Poster Institute üyesi Big Baboli aynı zamanda sanat kolektifi KRÜW’ün bir parçası ve KRÜW işlerinin çoğu burada basılıyor. Zeynep (Zezeah) ve Şakir (Moklich) ile Kızıltoprak’taki atölyelerinde buluşup poster tasarımcılığı nasıl bir iştir, serigrafi baskıyı bu kadar özel kılan nedir, müzik nasıl görsele dönüşür, konser afişi neden değerlidir sorularından girip başka yerlerden çıkarak söyleştik. Onları kolayca takip edebilmeniz için Instagram hesaplarını da iliştiriyorum.

Big Baboli Print House

Poster afişi tasarlama maceranız nasıl başladı?

Zeynep Kış (Zezeah): Ağabeyimle birlikte Amerika’ya gitmiştik, 14 yaşındaydım. Orada gördüğüm kocaman bir modern poster sanatı kitabı ile bu konudan ilk defa haberim oldu. Lisede güzel sanatlara girdim ve üniversitede serigrafi dersleri aldım. Sürekli bu teknikle ilgileniyordum çünkü aklımda hep poster tasarlamak ve basmak vardı. Daha sonra Şakir (Moklich) ile tanışmamızla birlikte poster tasarım atölyesi fikri oluşmaya başladı.

Sizi özellikle konser afişine yönlendiren ne oldu?

Z: Müzik posteri en özgür olduğun alan bence. Sanırım bu biraz grafik sanatçısı ile grafiker arasındaki ayrım gibi. Posterini yaptırmak isteyen grubun müziğinin sizde uyandırdıkları ile tamamen özgürce üretebiliyorsunuz.

Big Baboli Print House

Big Baboli’nin oluşum sürecini biraz anlatır mısınız?

Z: İlk atölyemiz Kadıköy’deydi. Orada gravür press’i vardı sadece. Bir yandan bir galeride çalışıyordum, atölyede dersler veriyordum. 2013 yılında Kızıltoprak’ta şu anki yerimize geçtik ve isim Big Baboli oldu. Grafiker olarak en özgür olduğumuz, en çok yapmak istediğimiz konser afişlerini yapabilmek için evrilerek bir yandan baskı hizmeti de veren bir yere dönüştük. Çeşitli sanatçıların gelip işlerini serigrafi olarak bastırabildiği, letter press baskıların yapılabildiği, müzik gruplarına t-shirt, bez çanta ve benzeri merch ürünleri sağlayabildiğimiz bir yer oldu Big Baboli. Ayrıca linol baskı, gravür/çukur baskı da yapabiliyoruz.

Big Baboli Albüm Kapakları

Serigrafiyi tercih etmenizi sağlayan, onu diğer baskı yöntemlerinden ayıran ve sizin için özel kılan nedir?

Z: Serigrafi, tasarlanan görseldeki her rengin tek tek kalıbının hazırlanıp boyanın elle döküldüğü, tek tek elle basıldığı bir baskı yöntemi. Örneğin görselde dört temel renk varsa posteri fiziksel olarak bitmiş hale getirmek için dört kere aynı görsel üzerinde çalışmak gerekir. Her poster önceden belirlenen sınırlı sayılarda basılır. Baskıdan sonra eser sanatçı tarafından numaralandırılır ve imzalanır. Son olarak arkasına basımevinin damgası vurulur.

Serigrafi konser afişi bir sanat eseridir. Orijinal parçaları dijital baskı ile kıyaslamak mümkün değil. Dijital baskıdan çok farklı, dokunduğunda boyanın katmanlarını hissettiğin, baktığında gördüğün bir iş çıkıyor ortaya. Değeri çok farklı. Dolayısıyla bir ekrandan, sosyal medyadan yaptığımız işin çok az bir kısmı görülebiliyor. Çıplak gözle postere bakmak, işin birebir karşısında olmak başka bir şey.

Konser afişinde sadece belirli bir güne ilişkin tasarlanan ve basılan bir sanat eseri oluyor ortada. Hem müzisyen hem dinleyici için o anı, o konseri benzersiz kılan bir iş ortaya çıkıyor. O günü sembolize eden çok değerli bir şey.

Mehmet Şakir Kış (Moklich): Tıpkı her bir konserin aslında benzersiz olması gibi. O gün çalınan şeyin, performansın ötesinde bir deneyim ve anılar bütünü konser aslında.

Big Baboli Print House

Konser afişlerinde ve albüm kapaklarında illüstrasyon kullanmak müzikle, müzisyenin/grubun nasıl göründüğü üzerinden değil, başka bir görsel evren üzerinden bağ kurmayı sağlayan alternatif bir yaklaşım.

Z: Evet. Pop müziğin alternatif bir görsel yaratma, gösterme çabası olmuyor genelde. Psychedelic rock ile, rock kültürü ile ortaya çıkan bir durum bu. Bir yandan da yıllardır alt kültürü beslemiş hippi kültürü var. Bu işin asıl öncüsü Grateful Dead.

Ş: Gig poster, bilinen anlamda grafikten biraz daha farklı bir yere evrilmiş. Poster sanatçıları özellikle 70’lerden sonra çok ön plana çıkmaya başlamış. Mesela bir Melvins ya da bir Soundgarden posteri çok kült eserler. O poster artık Soundgarden posteri olduğu için değil, Frank Kozik yaptığı için alınır hale geliyor. Dolayısıyla gig poster kültürü gruptan çok poster sanatçısının takip edildiği bir kültüre dönüşmüş.

Konser afişi yapma sürecini kolektif ama çok içsel bir birliktelik olarak düşünüyorum. Çizimde hem müziğin sende uyandırdıkları hem de senin yanında getirdiklerin var. Yaşadıkların, o posteri tasarlarken etrafında olup bitenler bir şekilde müzisyenin o müziği üretirkenki duygularıyla birleşiyor. Bunun sonucunda sadece bir seferlik gerçekleşecek o performansa dair eşsiz bir üretim ortaya çıkıyor.

Ş: Bayıldığın konserin biletini atamamak gibi biraz. O anı yaşamış olduğunun fotoğrafı.

Z: Bakınca bilet bir kağıt parçası aslında. Onu atamamamızı sağlayan, ona değer katan başka bir şey.

Big Baboli Print House

İstanbul’a konsere gelen birçok yabancı grup için de afişler tasarladınız. Ürettiğiniz tüm bu eserlerle, ciddi bir görsel kütüphane, bir çeşit saklı hazine ortaya çıkıyor. Yurt dışında ve Türkiye’de koleksiyonerlerin konser afişlerine yaklaşımı nasıl?

Z: Bu biraz grubun bulunduğu noktayla ilgili. İstanbul konseri, birçok grup için nadiren gerçekleşen bir şey olduğu için koleksiyon gücü daha yüksek oluyor. Örneğin Mudhoney ve Shellac konser afişimize e-bay’de çok ilgi oldu. Bir grupla çalışmaya başlayıp, zamanla onlar için sürekli üretmeye başladığınızda müzisyen veya müzik grubu ile görsel sanatçının işleri iç içe geçmeye, bütünleşmeye başlıyor. Alıcı için de bu işlerin farklı bir koleksiyon değeri oluyor. Müzik grubunun cd’si, plağı çok sayıda basılıyor. Afiş dediğimiz şey ise belirli bir konsere dayalı orijinal bir parça, adedi altında yazıyor ve sanatçı ondan daha fazla üretilmeyeceğinin garantisini veriyor. Bu yüzden de koleksiyon için daha uygun bir parça. Her işimizi düzenli takip eden bir koleksiyonerimiz var. Şimdiye kadar burada tasarlanıp basılan tüm işler kendisinde var. Yeni işleri de mutlaka ayırtıyor.

Big Baboli Print House

Poster tasarlarken gruplarla nasıl çalışıyorsunuz? İşin ekonomisinden de bahsederek biraz anlatır mısınız?

Z: Grup özellikle belirli bir sanatçıya gidiyorsa, zaten doğrudan onun tarzını istiyor oluyor. Poster sanatçısı da grubun müziğini dinleyerek üretiyor. İşin ekonomik boyutunda ise çok keskin sınırlar yok aslında. Bizim için posteri tasarlama kısmından çok yapılmış işi fiziksel olarak ortaya çıkarmak için gerekli malzeme maliyetleri belirleyici oluyor.

Geçtiğimiz yıl uluslararası Flatstock fuarında yer aldınız. Bu fuar nasıl bir yapı ve orada olmak nasıldı?

Z: American Poster Institute, dünyada konser afişi yapan poster sanatçılarının çoğunun üye olduğu bir platform. Biz de Türkiye’de poster yapan bir atölye olarak buraya üyeyiz. Bu enstitünün Avrupa’da düzenlediği iki fuardan Hamburg’dakinde yer aldık geçtiğimiz sene. Sadece konser afişine odaklı bir fuar. Burayı çok düzenli takip eden koleksiyonerler var. Her sene gelip belirli sanatçıların işlerini alıyorlar. Hem oradaki poster alıcısıyla, hem de işi sadece poster tasarlamak olan dünyanın pek çok yerinden gelmiş sanatçılarla tanışmak çok değerliydi.

Big Baboli Print House

Atölyede farklı sanatçıların işlerini de görüyoruz. Big Baboli çatısı altında şu an kaç sanatçı var?

Z: Big Baboli adıyla çıkardığımız t-shirt markamızdaki ortaklığımız ile Elif Cincinius ve kendi sanatsal çalışmaları ile Kerem Ardahan’la birlikte dört kişilik bir ekibiz.

Her birinizin birbirinden çok farklı bir tarzı ve belirgin bir çizgisi var. Burası gerçekten üretimi tetikleyen, ilham verici, besleyici bir alan. Çok farklı bir enerjisi var.

Z: Çok kendi içimizde yaşasak da zaman zaman gelip burada çalışmaya, üretmeye başlayan kişiler oluyor. Birbirimizin çalıştığı disiplinlere destek oluyoruz. Birbirimizden besleniyoruz. Grafik işlerin yanında içgüdüsel işler, zaman zaman birlikte üretimler de ortaya çıkıyor.

Zeynep Kış (Zezeah), Big Baboli Print House

Her ikiniz de sanat kolektifi KRÜW’ün parçasısınız ve KRÜW işlerinin büyük çoğunluğu burada basılıyor. KRÜW’ün yapısından ve bu birlikteliğin size kattıklarından bahseder misiniz?

Z: KRÜW’de 20 farklı sanatçı var. Herkesin dokusu, rengi, çizgisi birbirinden farklı. Tüm o sanatçılarla tanışmak, birlikte çalışmak, bu kadar farklı işleri burada basarak bunu teknik olarak da deneyimlemek bize çok şey katıyor.

Yakın zamanda sergi planı var mı?

Z: Temmuz ayında Kargart’ta tüm Big Baboli işlerinin yer alacağı bir sergi olacak. Karga’nın yıl sonu sergisi olarak planlanıyor.

Harika. Satın alma imkanı da olacak mı?

Z: Evet.

No Comments

Leave a Reply