October 2010
6 posts
2 tags
3 tags
4 tags
4 tags
Mannen som elsket Yngve (S. Kristiansen, 2008)
Yıl 1989, Berlin Duvarı yıkılırken Norveç’in Stavanger kentinde Jarle ve Helge sıkıcı bir okul gezisinde tanışır. Her lise öğrencisinin yapması gerektiği gibi bir punk-rock grubu kurarlar. Jarle’nin küçük arkadaş grubu, sevgilisi, annesi ve müzikle sınırlanmış hayatının çitleri sınıfın yeni çocuğu, synth-pop meraklısı Yngve’nin varlığıyla parçalanmak üzeredir. Türkçe adıyla...
3 tags
Don't Come Knocking (Wim Wenders, 2005)
Gözden düşmüş western aktörü Howard bir gün setten kaçar, otuz yıldır görmediği annesiyle buluşur, Montana’da fi tarihinde çektiği bir film sırasında ilişki yaşadığı garson kadından bir çocuğu olduğunu öğrenir ve neden yaptığını bilmeksizin onları bulmak için yola çıkar. Aynı anda annesinin küllerini koltuğunun altına sıkıştıran genç bir kadın Montana’ya dönmektedir. Barın birinde...
“Pezevenk” kelimesini anaokulunda öğrendim. Bahçede bulduğumuz uğur böceğine “uç uç böceğim” tekerlemesini söylüyorduk. Arkadaşımız Remzi birden sinirlenip “Uçsana lan, pezevenk” diye bağırdı. O anla ilgili her şeyi hatırlıyorum.