Angel Olsen, Ateşi Canlı Tutuyor

Angel Olsen @ Salon

Eline gitarını alıp damarlarından şarkı akıtan kadınlara karşı zaafım var. Angel Olsen‘la geçen yıl çıkardığı Burn Your Fire For No Witness sayesinde tanıştım. Yalnızlık ve acının tadını bilen ama her şeyin geçici olduğunun da farkında olan şarkılarına vuruldum. Sesindeki titremeleri, iniş çıkışları öğrendim. Gözlerimin karanlığa alışıp gecenin korkutucu olmaktan çıkması gibiydi Angel Olsen’ı dinlemek. 12 Eylül gecesi Salon’da nefesini tutarak bekleyen birçok kişi için de hayli kişisel meselelerle bağlantılıydı şarkıları.

Angel Olsen @ Salon

Angel Olsen @ Salon

Şarkıların kancalarını anılarınıza, etrafınızdaki kokulara, belirli bir mekana geçirmek gibi bir alışkanlığı var. Sonra dinlesen bir türlü, dinlemesen bir türlü. Geceyi açan Kalben, şarkıların hikayelerini anlatmayı seviyor. O söylerken seyirciye bakıyorum, çoğu eşlik ediyor. Yerli müzisyenlerin aradıkları seyirciyi bulması mutluluk verici.

Angel Olsen ise Kalben’in aksine sahnede daha soğuk duruyor önce. Şarkı söyledikçe ısınıyor gibi. “Seni seviyorum!” diye bağıran birine “Böyle güçlü sözleri bu kadar kolay söyleme” minvalinde sesleniyor. Olsen ikizleriyle kan bağı olmadığını, evlatlık olduğunu birkaç defa tekrarlıyor.

Angel Olsen @ Salon

Angel Olsen @ Salon

Kendini açmaktan korkmadığını röportajlarında belirtiyor Olsen. Sahnede ara sıra görünen kırılganlığı ise espriler ve muzip mimiklerle hemen dağılıyor. Aynı anda hem içe kapanık, hem ilgi odağı olmayı başarabilen biri olduğunu seziyorum. İçinde bir çok kadın var belki, duruma göre ortaya çıkıp saklanıyorlar. Tıpkı White Fire’da burun çekişleriyle ortaya çıkıp sonra hemen kayboluveren gözyaşlarımız gibi.

İçimizdeki ışığı korumayı tavsiye ediyor Angel Olsen. Kendi ışığını bizimkine katıyor, ateşi büyütüyor. Ağızdan çıkmayan mırıltılarda duyuluyor sesi. Kaburgalara çarpa çarpa dağılıyor.

* Fotoğraflar bana ait.

 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply