1st Harvest Festival // 31.05.15 / Küçükçiftlik Park

Festivallerin uzun ömürlü olamadığı bir yerde yaşıyoruz. Sponsor sorunları, batan organizasyonlar, 1-2 yıl düzenlenip sonra kaybolan festivaller, 10 yılı devirse de daha fazla devam edemeyenler… Türkiye bir festival mezarlığı. Müzikle konser/festival takip edecek kadar ilgilenen, bütçesinin önemli bölümünü buna ayırabilen insanlar düşündüğümüzden (olmasını istediğimizden) daha az. Festivallerin müzik odaklı olmaktan çıkıp yaratıcı atölyeler, oyunlar, bolca alışveriş standı içeren, tüm gün vakit geçirilebilen alanlara dönüşmesi bir zorunluluk. Geçtiğimiz pazar ilki düzenlenen 1st Harvest Festival da bunun bir örneği. Küçükçiftlik Park’ın 40. yılı vesilesiyle Alt-J ve Mew’lu kadrosunu yerli isimlerle destekleyen 1st Harvest’ın devamı umarım gelir.

Alana girdiğimde Mew sahnedeydi. Danimarkalı grubu birkaç yıl önce Roskilde’de on binlerce kişiye çalarlarken izlemiştim. Burada da iyi bir kitle yakalamışlardı. Ahşap panellerle ayrılmış standlar, çimlere serpiştirilmiş saman balyaları alana çiftlik/tarla havası vermişti. Yeme-içme seçenekleri yeterliydi.

İngiliz indie rock grubu Alt-J, 2012′de ilk albümü An Awesome Wave’le Mercury Ödülü’nün sahibi olmuştu. Geçen yıl çıkan This Is All Yours da 2014′ün en iyilerindendi. Onları çok geç olmadan İstanbul’da görebilmiş olmak mutluluk verici. Bir çığlık fırtınası içinde çıktılar sahneye. Bana hep sahne performansları albümlerini yakalayamaz gibi geliyordu, düşündüğüm olmadı. Sahnenin önünde yan yana dizilen grup üyeleri, arkayı ekrandaki görsellere ve ışığa bıraktı. Organik ve elektronik ses parçalarından müzik inşa edildi, içine vokal oyunları salındı. Hemen hemen tüm şarkılar bir ağızdan söylendi. Üçgensever indie camiasının her ferdi kendi frekansında titreşti konser boyunca. Hunger of the Pine, Fitzpleasure, Breezeblocks, Left Hand Free, Every Other Freckle, Tessellate, Matilda… her biri tezahüratla karşılandı.

Alt-J, konseri yekpare bir deneyim olarak mı kurguladı yoksa başka bir nedenden mi bis olmadı bilmiyorum. Bence isabetli bir seçimdi. Dere yatağında yüz yıllarca üstünden akan sularla hatları yumuşaklaşmış bir taştım konser bitiminde. Tıngır mıngır yuvarlanarak, içimde güzel hislerle döndüm eve.

* Fotoğraflar bana ait.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply