Manyetik Bant

Scroll to Info & Navigation

J Mascis // Tied To A Star

JMascis-TiedToAStar

[Sub Pop - Ağustos 2014]

Çoğumuzun Dinosaur Jr. solisti ve gitaristi olarak tanıdığı J Mascis, 1980’lerden bu yana şiddetiyle sarsan gitarı ve yorgun bir mırıltı halindeki vokaliyle alternatif rock’ın özgün ve etkili müzisyenlerinden biri. Mascis’in Sub Pop etiketli ikinci solo albümü Tied To A Star, omurgasını akustik gitarın oluşturduğu sakin ve derinlikli bir çalışma. Albümde akıcı gitar melodilerinin ana eşlikçisi piyano. Mascis’in için için yanan elektro gitarı ise atmosfer oluşturmada yardımcı oyuncu; Every Morning, Heal The Star, Trailing Off gibi parçalarda kısa süreliğine kendisini gösterip kayboluyor.

Tied To A Star, J Mascis’in vokal çeşitliliğiyle de dikkate değer bir albüm. Me Again, Heal The Star, Stumble ve Come Down’da müzisyenin sesinin duymadığımız biçimleriyle tanışıyoruz. Albümdeki çoğu enstrümanı kendisi çalan Mascis, piyano ve gitarda Ken Maiuri ve Pall Jenkins’ten destek almış. Wide Awake’in vokallerinde de Chan Marshall’ı duyuyoruz. 30 yıllık bir kariyerin sağlam adımlarından biri olan Tied To A Star, dinleyiciye J Mascis’in yumuşak tarafını sunuyor. Sadece müzisyenin takipçileri için değil, incelikli bir alternatif rock albümü dinlemek isteyen herkes için kaçırılmaması gereken bir çalışma.

Spotify | Deezer

Battle Of The Bands İçin Son Günler!

IMG_4415

Boğaziçi Üniversitesi radyosu Radyo Boğaziçi'nin bu yıl 16.sını düzenlediği Battle of the Bands amatör müzik grupları yarışmasına başvurmak için son günlerdeyiz. Daha önce ticari amaçla yayınlanmış bir albümünüz bulunmuyorsa ve elinizde en az iki bestenizin bulunduğu bir demonuz varsa, çalışmanızı 1 Eylül Pazartesi gününe kadar (1 Eylül dahil) Radyo Boğaziçi’ne ulaştırabilirsiniz. 

Yarışmanın ilk 3’ünün kazanacakları şöyle:

Birinciye; DMC: Dijital Single ve Klip.
İkinciye; Bubinga Records: 10 saat kanal kayıt.
Üçüncüye; Bubinga Records: 5 saat kanal kayıt.

Jüri üyeleri: Fırat Çavaş, Güven Erkin Erkal, Murat Beşer, Özden Bora, Şafak Ongan, Volkan Öktem bir de ben. 

Yarışmayla ilgili detayları burada bulabilirsiniz.

Herkese iyi şanslar.

Electric Würms – Musik, Die Schwer zu Twerk

electricwurmscover

[Bella Union - Ağustos 2014]

The Flaming Lips, alternatif rock’ın şüphesiz en kendine özgü gruplarından. Saykedeli ve deneyselliğin sınırlarını araştırmayı seviyorlar. Gösterişli sahne şovları ve grubun lideri Wayne Coyne’un tuhaflıkları, onlara olan ilgiyi sürekli canlı tutuyor. Son yıllarda bir müzik videosunda görüntülerini izinsiz yayınladığı Erykah Badu ile kavgaya tutuşmuş, bu yılın başında gruptan ayrılan davulcu Kliph Scurlock tarafından sözlü şiddetle suçlanmış ve Miley Cyrus ile Beatles coverlamış olsa da Coyne’un dinleyicisindeki kredisi bitmiyor. Her türlü acayipliğe karşı önüne geçilemez bir iştah duyan müzisyen, yeni projesi Electric Würms’ün sürücü koltuğuna The Flaming Lips üyesi Steven Drozd’u oturtmuş. Kendisi co-pilot olarak bas gitar ve gürültüleri üstlenmiş. Nashville’li saykedelik rock grubu Linear Downfall’un katılımıyla son haline ulaşan kadronun 29 dakikalık ilk EP’si, Cocteau Twins’ten Simon Raymonde ve Robin Guthrie’nin plak şirketi Bella Union etiketiyle yayımlandı.

6 şarkılık EP’ye ancak uzaya ait olabilecek gürültüler, eriyen synth katmanları, dengesiz gitar tıngırtılarıyla retrofütüristik bir atmosfer hakim. Albümün, Türkçeye “Popo sallamanın zor olduğu müzik” şeklinde çevrilebilecek adı, ortaya çıkan işin iyi bir tanımı. Çoğunda dinleyen için tutunulacak bir iskelet bulunmayan, akışkan şarkılarda uzay boşluğunda savruluyormuş gibi hissetmek mümkün. Müzik, I Could Only See Clouds, Futuristic Hallucination ve The Bat’te uzak galaksilere dağılıp, Living’in süreğen davul ritminde yeniden toparlanıp biçim buluyor. Transform!!! albümün verdiği anestezi etkisini bir çırpıda dağıtırken, İngiliz progresif rock grubu Yes’in Heart of the Sunrise cover’ı albümü kapatıyor.

Wayne Coyne’a göre, 70’lerde doğru asidin bulunmasıyla “uzaya uçmaya” başlayan insanlar, bir süre sonra uzay gemilerine ihtiyaç duymamaya başladı, kendileri birer uzay gemisine dönüştü ve “Electric Würms” adını aldı. Bu hikayeyle temeli kurulan proje, saykedelik uzayın en uç noktalarına dağıla-döküle bir yolculuk vaat ediyor. Türün dinleyicisine tat verse de, bu evrenin yabancısı için zorlayıcı olabilir.

Spotify | Deezer

Istanbul Rooftop Festival

RooftopFestival2014-01-poster-kare01

Cumaya yaklaştıkça eli ayağı karıncalananların hafta sonunu sevinçten titreyerek karşıladığı şu saatlerde, dansa doyuracak bir festival tavsiyem var: Istanbul Rooftop Festival.

Yazın en popüler terası Topless’ta bu akşam başlayan elektronik müzik festivali pazar sabahına kadar devam edecek. Program için şuraya buyrun.

GÜNCELLEME: Istanbul Rooftop Festival, ileri bir tarihe ertelendi. Detaylı açıklama burada.

Midtown Fest // 20.08.14 / Küçükçiftlik Park

EMC_3931gnl

Ortaokul yıllarımda grup tişörtleri insanlarla tanışmak için geçerli bir vesileydi. Üzerindeki büyük “P” harfiyle o mavi Portishead tişörtünü birinin üzerinde gördüğümde gizli bir kardeşliğin parçasıymışız gibi hissederdim. Çarşamba gecesi sahnedeki led ekranda aynı “P” yanıp söndüğünde içim titredi. Tuhaftı. Beth Gibbons'ın sesini en çok Akmar'dan alınmış kasetlerden dinlemiştim. Geceleri Kent FM'in web sitesindeki istek parça bölümünde Glory Box'ı işaretleyip, çalınana kadar uyumadığım zamanlardı. İstanbul'un uzun soluklu olmasını dilediğim yeni festivali Midtown Fest'in headliner'ı olarak açıklandıklarında binlerce kişi gibi benim de kalbim bir süre ağzımda attı. Yanlarına eklenen vahşi İngiliz post-punk grubu Savages da heyecanımı katladı.

Festivale yeni EP’leri için stüdyoya girmeye hazırlanan The Ringo Jets'le başladım. Onları festivallerde sahnede görmeyi seviyorum. Çıtayı hiç düşürmüyorlar, nasıl bir rock'n roll kayasına çarpacağınızı her zaman biliyorsunuz. Savages öncesi kulaklarımıza takla attırdılar.

Jehnny BethGemma ThompsonAyşe Hassan ve Fay Milton'dan oluşan Savages, simsiyah giysileriyle simsiyah sahnede yerini aldığında iyi bir konser izleyeceğimden emindim. Grup, geçen yıl çıkardığı ilk albümü Silence Yourself'le çok iyi eleştiriler almış ve sahne performansıyla övülür hale gelmişti. Şarkılarında üzerindeki tüm baskılara karşı koyan, normları sorgulayan, bedenini seven güçlü bir kadın dile geliyor. Jehnny Beth, gördüğüm en karizmatik solistlerden biri. Savages’ın jilet gibi keskin müziğiyle açtığı isyan bayrağı seyircide karşılık buluyor. Silence Yourself’den şarkılara bir de Suicide cover’ı Dream Baby Dream ekleniyor. Yılın açık ara en seksi konseri, grubun mayıs ayında çıkardığı single’dan Fuckers'la bitiyor. Jehnny Beth, “Don't let the fuckers get you down” diye haykırırken özellikle kadınların gözlerinde hayranlık var. 

EMC_3926gnl

Yazının burasında biraz durakladım. Portishead çoğumuzu melankolisiyle yakalamış, derdimize ortak olmuş, bu yüzden de en mahrem, en kişisel anılarımızın parçası olan bir grup. Beth Gibbons'ın iki eli mikrofonda sabit (bazen parmaklarının arasında bir sigarayla) duruşu Portishead'e dair aklımızdaki ilk görüntülerden. Yıllar içinde müziklerinin insana dokunuşu, Gibbons'un sahne halleri gibi, hiç değişmedi. Cowboys'u, Mysterons'ı, Over'ı canlı dinlediğimde elbet hafif bir nostalji duyuyorum ama bu kadar çarpılmamın sebebi hala taze olmaları. Bunlar ömürlerini doldurmuş, sadece daha kaygısız olduğumuz ve aslında olduğundan daha güzel hatırladığımız yıllara dönme vesilesinden ibaret şarkılar değil. Hepsi yaşıyor. Hepsi gerçekliğini koruyor. Toplam 3 stüdyo albümüyle ulaşılabilecek en geniş etki alanına ulaşan grup, Dummy'den (1994) 5, Portishead'den (1997) 2, Third'den (2008) 7 parça ve 2009'da yayınladıkları Chase The Tear'ı çalıyor. Wandering Star'da birer tabureye çöken Beth Gibbons ve Geoff Barrow, baş başaymış gibi çalıp söylüyor şarkıyı. Şarkı söylediği anlar dışında sesini duymayı lütuf saydığımız Gibbons, bir ara sahneden inip ön sıralardaki insanların elini tutuyor, birinin kendisine verdiği bilekliği takıp konsere öyle devam ediyor. Machine Gun'da ekranda Gezi Direnişi'nden görüntüler, İstanbul United logosu ve “BERABER” yazısı beliriyor. Yıldızlar içinde Glory Box, scratch’lerini duydukça sırıtmadan edemediğim Cowboys, biste gelen Roads ve We Carry On. Herkesin takık olduğu bir şarkı var muhakkak ama en yüksek sesle eşlik edilenler Sour Times ve Glory Box

Portishead’in 23 yıllık kariyerinden seçip çaldığı şarkıların seyircinin ne kadar derinine işlediği, yüzlerdeki büyülenmiş ifadeden belli oluyor. Kırgınlıklarını saklamayan insanları seviyorum çünkü herkes kırılır. Herkesin canı yanar. Herkes canı yandığında bir şarkının dostluğunu arar. Portishead’in müziği bizi bu çok basit noktada birleştiriyor ve bir süreliğine, konser bitip alan boşalıp herkes İstanbul trafiği içinde ayrı yerlere dağılmadan önce, ürpertici bir his birliği sağlıyor.

* Fotoğraflar: Erdal Mahir Cüran

Manyetik Bant #77 // 19.08.14 / 96.2 Radyo Eksen

  1. Portishead - Over / Portishead
  2. Jeff The Brotherhood - Region Of Fire / Hypnotic Nights
  3. Manic Street Preachers - Misguided Missile / Futurology
  4. Teho Teardo & Blixa Bargeld - Konjunktiv II / Still Smiling
  5. Nick Cave And The Bad Seeds - Finishing Jubilee Street / Push The Sky Away
  6. Cold Showers - In Terms Of Pleasure / Love And Regret
  7. Holy Wave - Son Of Sound / Relax
  8. The War On Drugs - Eyes To The Wind / Lost In The Dream
  9. Bass Drum Of Death - Way Out / Bass Drum Of Death
  10. Alvvays - Adult Diversion / Alvvays
  11. Deleted Scenes - Teenage Kids / Lithium Burn
  12. Yo La Tengo - I’ll Be Around / Fade
  13. TSU! - HMS Angora / HMS Angora
  14. Stone Gossard - I Need Something Different / Moonlander
  15. Stone Temple Pilots - Still Remains / Purple

The Gaslight Anthem // Get Hurt

gaslightanthem-gethurt-packshot

[Island Records - Ağustos 2014]

New Jersey çıkışlı rock grubu The Gaslight Anthem, kariyerinin başından beri üzerindeki Bruce Springsteen etkisini gururla taşıyor ve Patron’a olan hayranlığını sık sık dile getiriyor. Şarkılarında hayatın zorluklarına birlikte göğüs geren insanlar, aile ve dostlara sadakat, kökler ve geleneklere verilen önem, doğulan ve yaşanan yere duyulan güçlü bağlılık, Tanrı’ya güven, yürümeyen ilişkilerin ardından yakılan ağıtlar var. Buram buram Jersey kıyısı kokan müzikleri Amerikan yaşam biçiminin soundtrack’i gibi.

Grubun beşinci stüdyo albümü Get Hurt, solist ve gitarist Brian Fallon’ın 10 yıllık eşinden boşanmasının izlerini taşıyor. Albüme yoğun bir kayıp duygusu, pişmanlık ve yalnızlık hakim. “İşe yarayacağını bilsem, adını kalbime kazırım” türevi klişe sözlerle giderek kendi depresyonunu yüceltme, kendine acıma haline dönüşen şarkılar, cilalanmış ama monoton düzenlemelerle birlikte boğucu bir hal alıyor. “Bu albüm şimdiye dek yaptığımız her şeyden farklı olacak” diyerek dinleyicisini heyecanlandıran Fallon, esin kaynakları arasında Pearl Jam’in No Code albümünü de saymıştı. Ancak elimizdeki sonuç, grubun yarattığı beklentinin yanından bile geçmiyor. Get Hurt’ün, The Gaslight Anthem’in sıkı takipçileri dışında kalan dinleyicide karşılık bulması zor görünüyor.

Spotify | Deezer

Yolcu

İnsanlar hiç beklemediğim anlarda içlerinden çok acayip hikayeler püskürtebiliyor. Tahmin edilemezlikleri için kısa süre de olsa sevilebilirler. Bir haber: Allen Ginsberg'in Kaddish'i bitti. Muhtemelen eylülde yayımlanacak. Bugün son okuması yapıldı. Ağlatıyor. Hayatımda çevirdiğim en zor metindi.

Klan, İstanbul’dan 4 kişilik bir grup. Bu cumartesi Burgazada Progresif Müzik Festivali'nde çalıyorlar. 19.00'da. Yolcu olmanın heyecanlı tarafı gibi bir şarkı.

Haftalık: 14-17 Ağustos

20140804_07381ad1-26d8-4372-9d3d-4dfe4fdd4ad9

Başlıktan da anlaşıldığı gibi haftanın geri kalan günleri için ajandanıza katkıda bulunmak üzere buradayım. Bu işi pazartesi sabahlarına sabitlemek hedefim ama söz vermiyorum. Halihazırda peşimden kovalayan tutulmamış sözlere izimi kaybettirmeden olmaz.

14 Ağustos Perşembe: Pera Müzesi'nin yeni sergisi "Duvarların Dili" Türkiye, Amerika, Avrupa ve Japonya’dan sokak sanatçılarının işlerine yer veriyor. Kesinlikle görmek lazım. / Detaylar

15 Ağustos Cuma: Aktör Elijah Wood ve müzik koleksiyoneri Turquoise Wisdom'ın projesi Wooden Wisdom, yanına DJ Fitz ve Grup Ses Beats'i de alıp Topless'ı istila edecek. Aynı ekip şubat ayında Babylon'da halaylarla biten bir performans sunmuştu. Bant Mag.'in güzel organizasyonlarından biri daha. / Detaylar

16 Ağustos Cumartesi: Bir süredir insanlardan duyduğum, nihayet bu hafta gideceğim Burgazada Cennet Bahçesi'nde hafta sonu Progresif Müzik Festivali var. İki gün sürecek ücretsiz festivalde Siya Siyabend, Kırıka, Gevende, Moğollar gibi iştah açıcı isimler sahne alıyor. Bambaşka bir festival deneyimi olacak gibi. / Detaylar

17 Ağustos Pazar: İlk buluşmamızı 2007’de RadarLive’da yaşadığımız Beirut, İstanbul’daki 3. konserini vermek üzere Küçükçiftlik Park'ta olacak. Limonata gibi bir gece garanti. / Detaylar

Pazar gününü karada geçirmek istemeyenler Gigology'nin underground tekne partisi ONBOARD'a katılabilir. Hamburg merkezli plak şirketi Jeudi Records'un showcase'inde Adana Twins, Doctor Dru ve Monte çalacak. Haftayı teknede bitirmek nefis olur. / Detaylar

Bilip de unuttuğun bir şeyi yeniden keşfetmek, sıfırdan öğrenmek kadar heyecan verici olabiliyor. Eski ruh hallerinin ceplerinden taze ilhamlar çıkıyor. İnsan, geçmişini geri dönüşüme kazandıran hayvan.

Melbourne - Brooklyn arasında mekik dokuyan folk ikilisi Luluc'un bu duru şarkısı, ikinci albümleri Passerby'dan. Belirli anların fiziki ve hissi haritası gibi. Birine söz vermek, bu andan geleceğe çekilmiş bir teli titretiyor. O tel bir ses çıkarıyor, kulağınla değil içinle duyuyorsun. Ama kulağınla duysan bu şarkıya benzerdi.